News

Güney Kore denince aklınıza ilk ne geliyor?

Mayıs ayında Güney Koreye gitmek için 10 neden! – Turizm Günlüğü

Aktiviteler, gezilecek yerler ve gece hayatı… Mayıs ayında Güney Kore’yi keşfetmeniz için çok sebep var! Mayıs ayı Güney Kore gezi rehberi

Mayıs ayında Güney Koreye gitmek için 10 neden! - Turizm Günlüğü

Baharda Güney Kore’de tatilinizi en iyi şekilde geçirebileceğiniz bu güzel seyahat tüyolarını sizin için hazırladık. Neden Mayıs ayında Güney Kore’yi ziyaret etmelisiniz? Cevabı, hazırladığımız Mayıs ayı Güney Kore gezi rehberi içerisinde yer alıyor. 

Ne yazık ki pandemi nedeniyle ülkemizde bir açılma bir kapanma dönemi içerisinden geçiyoruz. Bu yıl ki Mayıs ayı da bu dönemlerden biri oldu. Ama üzülmeyin! 17 Mayıs’ta açılma ile birlikte 2 haftalık bir süreniz ve gelecek yıl için hala umudumuz ve şansımız var. Peki neden Mayıs? Mayıs ayı Kore’de ilkbahar mevsimidir ve bu ay boyunca hava ılımandır. Diğer Uzak Doğu ülkeleriyle büyük bir rekabet içerisinde olan Kore, bahar aylarının favori seyahat destinasyonlarından birisidir. Özellikle Kiraz Çiçeklerinin açma dönemidir ve Kore’de kalacak yer bulmak yoğun yaz aylarına göre çok daha kolaydır.

Özet bölümümüz sizi heyecanlandırmaya yettiyse ve hemen şu an bir bahar tatili planladıysanız hazırladığımız bu rehberi #TGilekeşfet ‘meye devam edelim.

Güney Kore yazı serimin ilk bölümünü okumak için tıklayın: Hayallerin ülkesi Güney Kore gezi rehberi

Mayıs ayında Güney Kore’ye gitmek için 10 neden!

Mayıs’ta düzenlenen etkinlik ve festivaller, size Kore’yi ziyaret etmeyi kesinlikle çok sevdirecek nedenlerin başında gelecektir. Kore’de bulunan birçok aktiviteden birini seçebilirsiniz. Mesela tüm endişelerinizi ortadan kaldıracak heyecan verici bir açık hava aktivitesi yapın, lüks bir yatta dolaşın ve güzel okyanusun tadını çıkarın. Sörf yaparken biraz dalga yakalayın veya bir zip hattında yüksek hızlarda gökyüzünde süzülün ve uçun! Daha doğal bir ortamda kalmak istiyorsanız, şehir dışında bir çiftçi köyüne gidebilir ve orada bir günlüğüne çiftçi olabilirsiniz. Geleneksel Kore kültürüne daha çok ilgi duyuyorsanız, biraz Kore yemeği yapmayı veya geleneksel bir sanat ve el sanatları etkinliğine katılmayı deneyebilirsiniz. Tüm bu aktivite ve etkinlikler sizi Kore’ye her zamankinden daha yakın hissetmenizi sağlayacak.Eğer park severseniz mutlaka görmeniz gereken bu yerlere de göz atmayı unutmayın:

Çiçek severleri de unutmadık! Çiçek tutkunuysanız Kore’de mutlaka gitmeniz gereken bir festival var. O da;

Ne sıcak ne soğuk, bahar ayları Kore’yi keşfetmeniz için ideal bir zaman olduğundan Mayıs ayında da ziyaret edebileceğiniz, atmosferiyle görsel şölen sunan mükemmel yerleri keşfettiniz. Sıra Kore’nin çok kompleksli alışveriş merkezlerine geldi.

Yerel olarak “alışveriş merkezi” olarak bilinen bir alışveriş merkezi gezisi, size ürünlerden yemeğe, eğlenceden kültüre kadar her şeyi tek bir yerde sunabilir. Bebek ürünlerinden ebeveynler için hediyelere, ev eşyalarından lüks moda markalarına kadar Kore’nin çok kompleksli alışveriş merkezlerinde her şeyi bulabilirsiniz.

Kore’nin iyi organize edilmiş ve keyifli olan alışveriş merkezlerinde yer alan ünlü restoran ve kafelerde güzel vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca kapalı oyun alanları, spor merkezleri ve iş deneyimi merkezleri gibi çocuklar için tesisler de mevcut. Bebeğiniz ve/veya küçük çocuğunuz varsa, bebek arabası kiralama ve bakım odaları dahil olmak üzere çeşitli olanakları bir arada bulabileceğiniz bir yerdesiniz.

Kore, diğer tüm ülkelerden farklı, benzersiz bir yemek kültürüne sahiptir. Ayrıca hem lezzetli hem de sağlıklıdırlar. Bazı geleneksel Kore yemeklerini denemeyi unutmayın! Geleneksel bir pazara yapılacak bir gezi (çeşitli sokak yemeklerinin yanında) tüm aileniz üzerinde kalıcı bir izlenim bırakacaktır. Öte yandan helal yemek sunan restoranlar da mevcuttur. Kore’de biraz alışveriş ve yemek yemenin tadını çıkarın!

İşte tüm bunları yaşayabileceğiniz bazı alışveriş merkezleri:

Gün boyunca Kore’nin tüm güzelliğini ve cazibesini görmek zor. Ama neden kendinizi gündüz saatleriyle sınırlayasınız? Kore de bütün gece eğlenebileceğiniz bir yer. Çoğu yer çok geç saatlere kadar açık olduğu için sokaklar sabahın erken saatlerine kadar hareketlidir. Bir şehrin parıldayan nefes kesici gece manzarasını seyredebilir ya da doğrudan Kore’nin gece pazarlarından birine dalabilir ve yemek yiyebilirsiniz. “Geceleri etrafta dolaşmak tehlikeli değil mi?” diye sorabilirsiniz. Ama değil! Kore, dünyanın en iyi kamu güvenliği kayıtlarından birine sahiptir, bu nedenle seyahatiniz tüm gün ve bütün gece güvenle devam edebilir.

İşte gece yapabileceğiniz aktiviteler, gidebileceğiniz yerler:

Özetleyecek olursak Mayıs ayında Güney Kore’ye gitmek için 10 nedeni şöyle sıralayabiliriz:

Dünyanın her noktasındaki insanların Kore’ye seyahatleri ve konaklamaları için kolay, ekonomik ve güvenli stratejiler geliştiren Kore Turizm Ofisi (KTO- ktoturkey.com), 50 yılı aşkın deneyimiyle yaratıcı ve sürdürülebilir bir turizm sektörünün oluşturulmasına katkı sağlıyor. Detaylar için tıklayınız: “60 bin turist için Türkiye’deki acentalarla iş birliğine hazırız”

Hayallerin ülkesi Güney Kore gezi rehberi

Sokağa çıkma yasaklarında evde izlenebilecek en iyi 10 salgın hastalık filmi hangileri?

Sokağa çıkma yasaklarında evde izlenebilecek ‘en iyi 10 salgın hastalık filmi’ hangileri?

Sokağa çıkma yasaklarında evde izlenebilecek en iyi 10 salgın hastalık filmi hangileri?

Koronavirüsün tüm dünyayı sarması ve uygulanan karantina yasakları sebebiyle belirli bir süre sokaklara çıkmaması gereken insanların evlerinde en çok tercih ettiği etkinliklerin başında elbette film izlemek geliyor.

Pandemi, hiç kuşkusuz günümüzde yaşanan olaylara benzerliği bakımından “salgın hastalık” konulu yapımlara olan ilgiyi de artırdı. Bu filmlerin en çok dikkat çekeni, senaryosuyla koronavirüs salgınıyla büyük benzerlikler gösteren 2011 Hollywood yapımı ‘Contagion (Salgın)’ filmi.

Koronavirüs salgını öncesi Warner Bros’un kataloğunda 270’inci sırada bulunan yapım, salgının etkilerinin en fazla hissedildiği mart ayında 2’nciliğe yükselmişti. Film, Amazon Prime listelerinde de üst sıralara tırmanırken, Apple’ın iTunes ilk 10 sıralamasında da 8’inci sıraya kadar çıktı.

Koronavirüs sebebiyle evlerinde kalmak zorunda olanlar için “en iyi 10 salgın hastalık konulu filmi” sizler için seçtik:

Hong Kong’da bir yarasanın domuzu ısırmasının ardından domuzdan insana geçen bir virüs salgınını konu alan 2011 yapımı ‘Contagion (Salgın)’ filmi elbette Covid-19’a benzerliği bakımından ilk sırada yer alıyor.

Filmin senaristi Scott Burns, olay örgüsünü yazmadan önce birçok bilim insanıyla görüştüğünü ve çoğunun yakın bir zamanda bu tarz bir salgın olacağını söylediğini ifade ediyor. Burns şu anda yaşananlar için “Ben o kadar şaşkın değilim” diyor.

1995 yapımı film ebola benzeri bir virüs salgınını konu alıyor. Dustin Hoffman, Morgan Freeman ve Rene Russo gibi yıldızların baş rollerde yer aldığı yapım, Netflix platformunda en popüler 10 film listesinin 3’üncü sırasında yer almayı başarmıştı.

2003 yılında çekilen ’28 Days Later’ filmi tüm dünyaya yayılan ve enfekte olanların birer yaratığa dönüştüğü bir hikayeye sahip. Normal ‘zombi’ filmlerinden farklı bir olay örgüsü olan filmin beğenilmesi sebebiyle 2007 yılında ’28 Weeks Later’ adlı serinin ikinci filmi çekildi.

Terry Gilliam’ın bilim-kurgu başyapıtı ’12 Monkeys’, zamanda seyahat ederek 90’lı yıllara gönderilen ve o dönemde başlayan bir salgın hastalığı konu alıyor. 1995 yapımı filmin baş rollerinde iki tanıdık isim Bruce Willis ve Brad Pitt’in performansları görülmeye değer.

2009 yılı Hollywood yapımı film ölümcül bir salgına karşı mücadele eden 4 arkadaşın hikayesini konu alıyor. Filmin senaryosu ve yönetmenliğini ise Alex Pastor ve David Pastor üstleniyor. Filmin oyuncuları arasında ise; Josh Hartnett, Chris Pine ve Lou Taylor Pucci yer alıyor.

2013 yapımı filmin baş rolünde yine Brat Pitt’i görüyoruz. Dev yapım 190 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi. Salgın filmleri denilince akla ilk gelen filmlerden biri olan ‘World War Z’, Max Brooks’un aynı adlı romanından sinemaya uyarlandı. Yaklaşık 2 saat süren filmde, zombi salgını yaratan bir virüsün ardından hayatta kalmaya ve ailesini hayatta tutmaya çalışan bir adamın hikayesi konu ediliyor.

2013 yılı Güney Kore yapımı Flu, kurbanlarını 36 saatte öldüren H5N1 virüsünün sebep olduğu bir salgını konu ediniyor. Salgın, Güney Kore’nin başkenti Seul’e 20 kilometre uzaklıkta bulunan bir şehirde insan kaçakçılarının bir konteynırın içerisinde ölmüş göçmenleri bulmasıyla başlıyor.

Kayseri kökenli bir Rum ailenin çocuğu olarak Elias Kazancıoğlu ismiyle İstanbul’da doğan Elia Kazan’ın kült filmlerinden olan ‘Panic In The Streets’, 1950’li yıllardaki bir veba salgınını konu alıyor. Filmde bir doktor ve polis birlikte hareket ederek New Orleans’da büyük ölümlere yol açan salgının kaynağını bulmaya çalışıyor. Ancak ikilinin bunu yapmak için sadece 48 saatleri var.

Seyircinin aklında en çok kalan filmlerden biri olan ‘Blindness’, 2008 yapımı. Konusu itibariyle diğer salgın filmlerinden ayrılan ‘Blindness’ta körlük salgını üzerinde duruluyor. Hızla yayılan bu salgın ise, pek çok kişinin yaşamını değiştiriyor, ancak biri hariç. Film sıra dışı senaryosuyla dikkat çekiyor.

Richard Matheson’ın 1954’te yazdığı roman ‘I Am Legend (Ben bir efsaneyim)’ 3 farklı uyarlamayla karşımıza çıkıyor.

Tüm filmler romanda geçtiği gibi dünyadaki insanların çoğunun ölmesine neden olan bir salgın hastalığı konu alıyor. Salgına yakalananlar birer yaratığa dönüşüyor. Will Smith’in oynadığı 2007 yapımı film, romanın konusuna sadık kalırken olay örgüsünün sonundaki büyük dönüşe (twist) odaklanıyor.

Vincent Price’ın 1964 yapımı ‘The Last Man on Earth’, üç film arasında en düşük bütçeye sahip olmasına rağmen en iyi hikayelerden birini işliyor. 1971 yapımı ‘The Omega Man’ ise üç film arasında sinemaseverlerde ayrı bir yere sahip.

Referans :
www.turizmgunlugu.com
tr.euronews.com

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button