News

Süper anneden tükenmiş anneye: Anne psikolojisi Anne – Baba

Boşanma sürecinde ve sonrasında baba-çocuk ilişkisi

Boşanma sürecinde zorlanan, öfke, kaygı gibi negatif duygulara kapılan babalar, çocuklarına olumlu ve yapıcı bir tavırla yaklaşamazlar.

Boşanma sürecinde ve sonrasında baba-çocuk ilişkisi

Oysa bu zor süreçte yaşanan aile krizinin aşılabilmesi açısından, babanın kendi duygu durumunu düzenlemesi büyük önem taşımaktadır.

Boşanma sürecinde ve sonrasında tıpkı anne ve çocuk gibi baba da zor bir dönemden geçer; yıpranır, öfke, kaygı ve üzüntü gibi olumsuz duygularla baş etmek durumunda kalır. Elbette, bu tür olumsuz duygular içindeki ebeveynin çocuğuna olumlu ve yapıcı bir tutum sergilemesi güçtür. Dolayısıyla, boşanmadan sonraki süreçte ailede oluşan ve her bireyi farklı şekilde etkileyen kriz ortamını idare edebilmek için öncelikle babanın kendi duygu durumunu düzenlemesi gerekmektedir.Boşanmış olan baba, anneyle hayatını ayırmış olsa da “çocuğunun annesi” olan eski eşiyle ilişkisini gözden geçirmek ve gerekli düzenlemeler yapmak zorundadır. Boşanma sonucu, ayrılmış ebeveynler arasında çocuklar çoğunlukla anne ile yaşamaya devam ettiğinden, baba genellikle çocuğun hafta sonunu geçirdiği ebeveyn olur. Dolayısıyla, boşanma sonrasında, anne-çocuk ilişkisinden çok baba-çocuk ilişkisi değişime uğrar.Eğlence babaları ve tükenmiş babalar Boşanmanın ardından gelen süreçte “hafta sonu/eğlence babaları”, “tükenmiş babalar” ve “ortadan yok olan babalar” gibi bazı olumsuz baba yaklaşımları ortaya çıkabilir.Hafta sonu ya da eğlence babaları, çocuklara fazla özgürlük tanıyan, boşanmanın yarattığı olumsuz etkileri aşırı verici bir tutumla telafi etmeye çalışan, çocuğa yakınlaşmak ve birlikte geçirdikleri kısıtlı zamanlarda gerçekleşebilecek sürtüşmeleri engellemek amacıyla annenin evde yarattığı düzene ve otoriteye karşı alternatif bir kaçış olmaya çabalayan babalardır.Tükenmiş babalar ise parasal sıkıntılar ya da yeni bir düzen kurmuş olmak nedeniyle (yeniden evlenip çocuk sahibi olmak ve yeni bir aile kurmuş olmak gibi) çocuğa ihtiyacı olan parasal ve duygusal desteği veremeyen babalardır.Ortadan yok olan babalarsa, çocuklarından uzak bir yere taşınarak ya da kendilerine dönük bir yaşam çizerek çocuklarıyla bağlarını zayıflatan babalardır.Boşanmaya adaptasyon döneminde ilk zamanlarda normal olarak karşılanabilecek bu yaklaşımların, çocuğun duygusal ve sosyal gelişiminin sağlıklı devam edebilmesi için kesinlikle değişmesi gerekir.Hiç şüphesiz boşanmanın ardından çocuğun baba ile görüşme sıklığı, babadan gelen parasal ve duygusal destek, eğitim, kariyer ve sosyal ilişkiler gibi konularda babanın tavsiye ve yönlendirmeleri, hem çocukluk hem de ergenlik döneminde çocuğun hayatını olumlu yönde etkilemektedir. Boşanmanın baba-çocuk ilişkisi üzerine etkilerini inceleyen uzun süreli araştırmalar da, boşanma sonrası baba-çocuk arasındaki ilişkinin niteliğini çocuğun psikolojik gelişimiyle ilişkilendirmişlerdir. Boşanmanın ardından, çocuğun alıştığı düzenden kopması bir takım duygusal ve adaptif sorunları da beraberinde getirebilir. Bu geçiş dönemiyle ilgili olumsuz etkiler, olumlu anne-baba tutumları sayesinde çocuğun tüm hayatını etkileyen bir sorun yumağı haline gelmeden en aza indirilebilir.Boşanmış babalara yönelik bazı öneriler İlk üç yaşın sonuna kadar anneyi ve alıştığı düzeni bırakıp, çok sevse de babayla birlikte kalmak çocuğu zorlayabilir. Buna duyarlı olmak ve çocuğun günlük ritmine uygun günü birlik görüşmeler ayarlamak önemlidir.

Genel olarak çocuğun yaşı, istekleri, ihtiyaçları ve genel hayat düzeni göz önüne alınarak oluşturulmuş düzenli ve tutarlı görüşme saatleri ayarlanmalıdır. Babalar hafta sonunun tümünü babaanne, akrabalar veya ikinci eşle beraber geçirmek yerine, çocuğuyla geçireceği zamanın önemli bir bölümünde onunla yalnız olmaya özen göstermelidir. Eşlerin birbirlerine yönelik öfkeyi çocuklar üzerinden yaşamak yerine ayrı bir platformda çözümlendirmeyi öğrenmeleri gerekir. Baba, çocuğun temel alışkanlıkları edinmesi için sorumluluğu anneyle paylaşmayı öğrenmelidir.. Anne ve baba evinde ortak dil ve kurallar oluşturması açısından, babanın annenin evde kurduğu düzene ve kurallara paralel bir sistem oluşturması son derece önemlidir. Bu ortak düzen ve kurallar, çocuğun uyum sağlamasını kolaylaştıracak ve manipülatif bir tutum içine girerek “Annem böyle yapıyor!” ya da “Babam bana izin verdi ama!” şeklinde isyan etmesini engelleyecektir. Babanın birden fazla çocuğa sahip olması durumunda, evinde her çocuğa ayrı bir oda hazırlaması, çocuğun aidiyet duygusunu geliştirmesine ve kendini bir birey olarak görmesine yardımcı olabilir.

Babalık Stresine Dikkat – Bebek – Babalığa Hazırlık – Anne Bebek Dergisi

Anne Bebek Dergisi: Babalık Stresine Dikkat , Bebek – Babalığa Hazırlık –
Babalar, doğum öncesinde olduğu kadar sonrasında da annelerin en önemli destekçisidir. Ancak,…

Babalık Stresine Dikkat     - Bebek - Babalığa Hazırlık - Anne Bebek Dergisi

Babalık Stresine Dikkat

Babalar, doğum öncesinde olduğu kadar sonrasında da annelerin en önemli destekçisidir. Ancak, baba olmaya hazırlanan erkekler de bu yeni süreçte tıpkı kadınlar gibi hormonel değişiklikler yaşıyor ve onları bekleyen yeni görevler kendilerini mutsuz, çaresiz, fiziksel olarak gergin ve tükenmiş hissetmelerine yol açabiliyor. Peki, babalık erkeklerin yaşamdaki duruşlarına ne gibi görev ve anlamlar ekliyor? Baba adayları ve eşler yaşanabilecek sorunların önüne geçmek için birlikte neler yapmalılar? DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü babalık stresi ile yeni baba olacakların dikkat etmesi gereken noktaları açıklıyor…

Bebek sahibi olmak hem anneler hem de babalar için tarifsiz bir duygu… Hatta bilimsel literatüre baktığımızda hamilelik ve doğum, “kritik yaşam olaylarından” biri olarak kabul edilir. Çünkü bu dönem boyunca hem anne hem de baba adayı yaşanan değişimlerin getirdiği stres yaşantılarıyla baş etmeye ve bunlara uyum sağlamaya çalışır. Ancak, yaşanan bu yeni süreç ebeveynlerde stres ve kaygıya yol açabiliyor. Australian National University tarafından yapılan araştırmalara göre, yaklaşık 10 erkekten 1’inin doğum sonrası anksiyete ve depresyon yaşadığını ortaya koyuyor.

Peki, ilk kez baba olacak erkekler ruhsal ve bedensel ne gibi değişiklikler yaşıyor? Babalık görevi, erkeklerin yaşamdaki duruşlarına ne gibi yeni anlamlar getiriyor? Baba adayları ve eşler yaşanabilecek sorunların önüne geçmek için birlikte neler yapmalılar? Yaşanan korkuların önüne nasıl geçilebilir? DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’den Klinik Psikolog Dr. Ayşe Bombacı babalık stresi ile yeni baba olacakların dikkat etmeleri gereken noktaları açıklıyor…

Hamileliğin son döneminde ve doğumdan sonraki ilk aylarda erkekleri daha şefkatli, duyarlı ve sevgi dolu olmalarına hazırlayan bazı önemli hormonel değişimlerden geçtiklerini belirten Bombacı, “Yapılan araştırmalarda erkeklerin hormonel değişimler sayesinde, eşinin ve bebeğinin ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı olduğu görülmüş. Ancak hormonel değişimler, hamilelik ve doğum sonrası döneme uyum sağlamak için tek başına yeterli değil. Bebeğine kavuşmanın heyecanını yaşayan çift aynı zamanda gelecek kaygısı da taşıyabilir. Özellikle hamileliğin son dönemlerinde doğumun yaklaşmasıyla birlikte artan “Acaba iyi bir baba olabilecek miyim?”, “Partnerimle yaşadığım çift ilişkisi ve cinsel yaşamım doğumdan sonra olumsuz etkilenecek mi?”, “Bebek olunca özgürlüklerim kısıtlanacak mı?”, “Ekonomik olarak ailemin sorumluluklarını üstlenebilecek miyim?” gibi kaygı dolu sorular baba adaylarının psikolojisini olumsuz etkileyebilir. Bu noktada bebekli yeni aile hayatına hazırlanan anne ve baba adayları, hamilelik boyunca yaşayabilecekleri duygusal dalgalanmaların farkına varabilmeli ve bunları yok saymadan yaşadıkları stres ve kaygılar hakkında birbirleriyle açıkça konuşabilmelidir” dedi.

Yaşanan depresyon tedavi edilmediği takdirde sadece kişinin kendisi değil, çocukla kurulan ilişki üzerinden onun sosyal ve duygusal gelişiminin de olumsuz etkileyebileceğini belirten Bombacı, yeni baba olacaklara dikkat etmeleri gereken noktaları şöyle açıklıyor…

Çalışan annenin psikolojisi

Çalışan anneler kendini suçlu hisseder mi? Okul döneminde anne ve çocuk ilişkisi nasıl kurulmalı? Bu ve benzer soruların yanıtlarını merak mı ediyorsu…

Çalışan annenin psikolojisi

İkon Sonuç Görüntüleme

Test ve Görüntüleme sonuçlarınızı anında öğrenin

Çalışan anneler kendini suçlu hisseder mi? Okul döneminde anne ve çocuk ilişkisi nasıl kurulmalı? Bu ve benzer soruların yanıtlarını merak mı ediyorsunuz? Anadolu Sağlık Merkezi psikologları ile çalışan anne psikolojisi üzerine konuştuk.

Çalışan kadına, anne olduktan sonra çocuğun bakılıp büyütülmesiyle ilgili olarak yeni sorumluluklar yükleniyor. Ev ve iş hayatında yaşadıkları onu tükenmişlik sendromuna itebiliyor. Birçok şeye yetişememenin verdiği huzursuzluk ve öfkelilik hali yaşanabilir. İşi bırakmakla çalışmaya devam etmek arasında yaşadıkları kararsızlık suçluluk duygusuna neden olabiliyor. Özellikle yeni anne olan çalışan kadının, anne rolüne hazırlanması ve bu role uyumu, roller arasında geçiş yapabilmesini ve bu rollerini devam ettirebilmesini sağlıyor. Annelik, içgüdüsel olmakla birlikte, aynı zamanda öğrenilen davranışlar toplamıdır. Çocuk ile anne arasında söz ve davranışla oluşan, bazen sadece bir bakışla, duygularla gelişen anne-çocuk ilişkisi dediğimiz özel bir ilişki biçimi meydana geliyor. Anne, doğal olarak çocuğuna ilk aylarda ve yıllarda öncelik vermek ve onunla birlikte olmak ister. İşe başladığında aklı ve duygusu çocuğunda olur. Zamanla bir denge oluşur, ancak annenin çocuğuyla yeterli zaman geçiremediği hissi çocuğu ile ilişkilerinde sorun yaratabiliyor. Çocuklar, bebeklikten itibaren annenin duygularını hissediyor. Çalışan kadın iş ile birlikte annelik davranışına duygusal olarak hazırlanabilir ve annelik davranışını öğrenebilirse, yeterli aile, çevre, eş desteğini aldığında, hem işinde kendisini daha iyi hissediyor hem de suçluluk duyguları azalıyor.  

Bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların sonuçları, annenin çalışmasının çocuğu sanıldığı kadar olumsuz yönde etkilemediğini gösteriyor. Böyle bir durumda çocuk annenin yaklaşımından etkileniyor. Yani annenin çocukla kurduğu ilişki asıl önemli nokta. Annenin kendisi ya da işi ile ilgili olumsuz duygularını belli etmemesi ya da yoğun suçluluk duygusunu bir şekilde yansıtmaması, hatta varsa suçluluk hissini iyileştirmesi, olumsuz duygularını olumlu hale getirmesi gerekiyor. Çocuğa doğalın bu olduğu yansıtılmalı. Eğer anne çocuğuyla güvenli ve olumlu, sakin ancak sınır koyan bir tutum sergileyebilirse çocuğun gelişiminde, sosyalleşmesinde ya da okul başarısında olumsuz bir durum yaşanmıyor. Zira, araştırmalar, çalışan annelerin çocuklarının okul başarılarının ve sosyal gelişimlerinin çalışmayan annelerin çocuklarına göre daha önde olduğunu gösteriyor. Özellikle annenin çalışması kız ve erkek çocuğunu daha olumlu yönden etkiliyor. Annesi çalışan kızlar ve erkekler, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde annelerini daha yetenekli, becerikli hissediyor, meslek seçimlerinde onu örnek alıyor. Annenin olumlu katkıları bulunuyor.  

Okul öncesi dönem olan 0-6 yaş arası çocuklar için hem daha duygusal hem de gelişmenin büyümenin hızlıca devam ettiği dönem. Özellikle bebeklik ve 2 yaşa kadar olan bölüm çocuğun anneye çok daha fazla ihtiyaç duyduğu bir dönem. Çocuklar annelerini ve kendisine bakan kişileri ayırt eder. Annelerini çok özlerler, çalışan annelerin doğum sonrası izinlerini, süt verme izinlerini buna göre düzenlemeleri, süt izinlerini öğleden sonra kullanmaları yararlı olur. Eve geldiklerinde önce çocuklarıyla kucaklaşmaları, çocukla birlikte olmaları yararlı olur. Burada sürenin uzun olması gerekmiyor, nitelikli, sevgi dolu, sakin, huzurlu geçirilen süre yeterli oluyor. Çocuklar annelerine duydukları özlem nedeniyle huysuz olabilir. Anne eve geldiğinde annesinin yüzüne baktığında, sıcak, mutlu bir ifade görürse rahatlar, sakinleşir. Burada annelerin ve bebeklerin ihtiyacı olan süre ortalama bir-iki saat kadar olabilir. Anneler çocukları ile zaman geçirirlerken kaygılarından uzaklaşırlarsa ne kadar iyi hissettiklerini, dinlendiklerini görebilirler. Bundan sonrası için çocuğun yemesi, uyuması, banyosu vb konularda eş ve aile üyeleriyle yardımlaşmak yararlı oluyor.  

2-5 yaş daha hareketli, oyun ve sosyalleşmenin başladığı, geliştiği dönem. Çocuğun yürümesi, konuşması kendini ifadesi gelişir, her şeyi merak eder, bakar, inceler, sorular sorar. Çalışan anne kısa ve nitelikli zamanı çocuğuyla oyun oynayarak, sohbet ederek, parka giderek geçirebilir. Örneğin, mutfakta yemek yaparken çocuğun masada resim yapıyor olması, bu esnada yapılan faaliyetle ilgili sohbet hem anneyi hem de çocuğu mutlu eder. Zaman ve mekan birlikte paylaşılmış olur. Bu dönemde sınırlar koymak gerekir. Çocuklar oyun oynamak için dolaplara bakarlar, çekmeceleri karıştırırlar, bunun yerine oyuncaklara yönlendirmek, oyuncaklarla nasıl oynayacağını göstermek yararlı olur. Uyku ve yemek zamanı belirlenmeli. Eşler anne-baba olarak yardımlaşmalı, birbirlerini desteklemeli, çocuğa çift mesaj vermemeye gayret etmelidirler. 3 yaş civarında yuva ya da oyun gruplarına önce ikişer saat olarak sonra yarım gün devam etmeleri yararlı olur. Bunun için en iyi başlama ayları Mayıs-Haziran veya Ağustos-Eylül aylarıdır.  

Okul döneminde annelerin sevgilerini gösterme yolu, çocuğunu beğenme, takdir etme, yol gösterme ve teşvik etmekten geçer. Okulun ilk yılları çocuklar için oldukça zordur. Çalışan anneler bazen iş, görev, sorumluluk bilincini çok fazla yüklenip evde de bunu otomatik olarak devam ettirebiliyorlar. Çocuklar bu durumdan çok mutsuz olduklarından, annelerine negatif davranıp inatlaşabiliyorlar. Okulda ne yaptınız sorusuna çocuklar asla yanıt vermezler. Bunun yerine bugün neler olduğunu konuşarak sohbet etmek, yemeğin hazırlanması, sofranın kurulmasında küçük yardımlar istemek, dersleri konusunda takdir etmek, hafta sonu kısa süreli birlikte zaman geçirmek, odasını nasıl toplayacağını göstermek, bunun yararlarını anlatmak, arkadaşları ile birlikte olmasına, spora, sosyal aktivitelere katılmasını teşvik etmek çocuğu öz güvenli yapacağı gibi annenin kendisine zaman ayırmasını sağlar.  

Çocuğumuz doğduğu andan itibaren aslında bir düzen ve sınır koymaya çalışırız. Çocuklarda başlangıçta zaman algısı olmadığından anneler bunu içgüdüsel olarak yavaşça oluşturmaya gayret ederler. “Şimdi sabah oldu kahvaltı zamanı, öğle yemeği, akşam, gece oldu yatıyoruz, banyo zamanı, tatile gidiyoruz, tatil olunca okula gidilmez…” gibi sözler söyleriz. Bunlar sınırlandırma, zamanı öğretme çabalarıdır. Davranışları da sınırlandırıp kurallar koymak çocuğun sosyalleşmesine yardım eder. Arkadaşlarıyla olumlu iyi ilişkiler kurmasını, sakin davranmasını, oyunlarda tercih edilmesini, lider olmasını sağlar.  

Çocuk hayata geldiği andan itibaren eşler arasında paylaşımın, yardımlaşmanın her konuda birbirini desteklemenin çok önemli olduğunu biliyoruz. Anneler eşlerinden her zaman destek istemeli, sorumluluklar paylaşılırsa azalır, kolaylaşır, anlaşmazlıklar olmaz, olumsuz duygular yerine olumlu duygular, işbirliği gelişir ve bir çocuğu büyütmenin gururu, mutluluğu yaşanır. Çocuğun gelişiminde babanın rolünün, ilgisinin ve sevgisinin çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Çocuk ve anne için baba, güveni, saygıyı, inancı simgelemektedir.  

Çocuk gelişiminde ve ruh sağlığında maddi ödüllerin yeri bulunmamaktadır. Manevi ödülün geçerliliği, yararının daha fazla olduğunu biliyoruz. Maddi ödül ancak bir başarı ile bağlantı kurulduğunda yararlı olabilir. Örneğin; “yemeğini çok güzel yediğin için oyuncaklarınla oynayabilirsin, dondurma alabiliriz, sana çikolata alalım, çok güzel resim yaptığın için sana büyük boya kalemleri aldım, doğum günün için istediğin oyuncağı alalım mı?” gibi maddi ödüller seçilirken çok pahalı olmamasına, çocuğun yaşına uygun olmasına, bir ihtiyacının karşılanmasına dikkat edilmelidir. Top, bisiklet, spor ayakkabı vb gibi. Ders çalışması ya da uslu durması için pazarlıklar yapmak, büyük ödül vaatlerinde bulunmak, özellikle ilk okul döneminde cep telefonu, bilgisayar, para ödülü önermek, sanıldığının aksine hem hiçbir işe yaramaz hem de çocukların davranış sorunlarını artırabilir. Çocuklar için aslında ödülün nasıl verildiği önemlidir. Ödülü hak ediyor olması, annesi-babası tarafından takdir edildiğini, beğenildiğini görmek önemlidir. Aslında maddi ödülün manevi ödülle birleştirilmesi yararlı olur.

Pandemide yıpranan anneleri “Anneler Günü’nde” sevindirmenin yolları

Bebeğinanne rahmine düştüğü andan itibaren hareketlerinin bir anlamı var. Çünkü onlarhareket ettikçe gelişiyor. Anadolu Sağlık M…

Sağlıklıolmak ve sağlıklı kalmak için, 7’den 70’e hepimiz için en gerekli ve en önemliaktivitelerden biri de spor yapmak. Peki,…

Gelişmeçağındaki çocuklar için beslenmenin önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı veHastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyı…

Haber Kaynagi :
www.hurriyet.com.tr
www.annebebek.com.tr
www.anadolusaglik.org

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button