News

Cumhuriyet 31 Ağustos 1939 sayfa 2

Cumhuriyet 31 Ağustos 1939 sayfa 2

CUMHURÎYET 31 Ağustos 1939 TARÎHİ İ ROMAN Buhara Güneşi Yazan: ORHAN RAHMl ğine, şu kaftana bak! Diye diye beni çekiştiriyorlardı. Iyi ama, dedim. Bunun altında a<*lan geziyor, varsa yiğitleriniz bir görünsünler. Şimdi dördü de yavaş yavaş yanıma sokuluyorlar, bana daha derin, daha dikkatli…

Cumhuriyet 31 Ağustos 1939 sayfa 2

CUMHURÎYET 31 Ağustos 1939 TARÎHİ İ ROMAN Buhara Güneşi Yazan: ORHAN RAHMl ğine, şu kaftana bak! Diye diye beni çekiştiriyorlardı. Iyi ama, dedim. Bunun altında a<*lan geziyor, varsa yiğitleriniz bir görünsünler. Şimdi dördü de yavaş yavaş yanıma sokuluyorlar, bana daha derin, daha dikkatli bakıyorlardı. Sanki ben, hiç görmedıklerı bir başka çesid mahlukum. Yahud da, sehirlerde dolaştırılan ihtiyar bir ayıvım. Gene sabrettim… T a m yanıma gelmişlerdi ki, içlerinden biri parmağile goğsümü dürttü: Söyle dedi, söyle, senin burada ne işin var? Sen ol da çileden çıkma. Tanrmın toprağında bir ağac altında uzanmışım, bir kaç meyva yemişim, kimsenin kansına, keçisine, atına, davarına baktığım yok. Ne diye böyle sorarlardı, hem de bunlar necivdi, kimin, neyin nesiydi? Beni alaya aldılar! diye düşündüm: Haydi kızlar, haydi; ben sizin bildiklerinizden değilim. Siz gidin de PU Buharanın düdük oğlanlarına sırnaşın. dedim. Öyle bir güldüler ki, fıku fıkır… Sanki cilveleşiyorlardı. Gerdanlarını kıra kıra, kalcalannı tuta tuta, dördü de etrafımı sardılar. Gene o başta gelen kız, çenemi tuttu, bana iyice yaklaştı, yüzüme, saçlanma, gözler/ me, kaslarıma baktı baktı: Kızlar, kızlar, bakm bu oğlan ne güzel şey? Diye bağırdı. Her üçü de ayn ayn ayni şeyi yaptılar. Birisi ne dese beğ^m’rsin: Çamura düşmüş elmas… Bir âlâ giydirip kuşatılırsa, öyle bir olacak ki… Şaşakalmışhm… Yoksa bunlar, bazılarının «şeytan» «cin» dedikleri mahluklardan mıydı? ( Ş e h i r ve Memleket Haberleri Tophane cinayeti Bir kişinin ölümüne sebeb olan adam, dün tevkif edildi Tophanede evvelki akşam b>r hâdıse olmuş, Ziraat Bankasındaki 260 lirasmı alarak Sebzeciler sokağında Osman pthIivanın kahvesine giden Emin, Mehmedle Abbas adlı iki arkadaşının kâğıdla kumar oynamak tekliflerile karşılaşmış, Emin bu teklifi reddedince Mehmedlc Abbas, kendisine sövmüşler, Emin de sövünce kavga kızışmış, Eminle Mehmed karsılıkh bıçak çekmişlerdi. Emin önce Mehmedi ağır yaralamıs, sonra da kaçan Abbasa bıçak saplamıştı. Kavgacıları ayırmak isteyen Eminin kardesi Kemal de Mehmedle Eminin bıçaklarile hafif yaralar almıştı. Bunlardan Mehmed, hastaneye kaldınldığı sırada ölmüstü. Emin, dün Müddeiumumilije getirilmiş, oraca da Sultanahmed Birinci Sulh Ceza mahkemesine yollanmıştır. Dün akşam sorguya çekilen Emin, ölen Mehmedi kendisinin vurmadığım, yaralı Abbası kendisinin yaraladığını söylemiş ve bunların, parasını almak maksadüe üzerine saldırdıklarını, nefsini müdafaa halinde bıçak savurduğunu ilâve etmistir. Hâkim Reşid Nomer, suçlu hakkında tevkif müzekkeresi kesmiştir. Tahkikata devam olunmak üzere dosya bugün sorgu hâkimliklerinden birine havale olunacaktır. MALATYA MEKTUBLARI Siyasî icmal Mantık harbi vrupada, bugün büyük küçük bütün devletler, seferberliklerini yaparak harb ihtimaline hazırlanmış bulunuyorlar. Fransada üç milyon ve Lehistanda iki milyon asker silâh altmdadır. Almanyanın seferberliğini ikmal etmiş olduğu haber veriliyor. İngiltere, donanmasmı seferber etmiş ve bütün hava kuvvetlerini harekete hazırlamıştır. İtalya dahi on sınıf ihtiyatı siiâh altına davet etmiştir. Küçük devletler de bitaraflıklannı müdafaa için hazırlanmışlardır. Holanda bütün ordu ve donanmsını seferber hale gelirmiştir. Belçıka kendisini müdafaa ede cek tedbirleri almıştır. İsviçre kendi hu dudlarını setredscek yüz bin ihtiyatı silâh ahına almıştır. Şimalî Avrupa devletleri de denizde müdafaa tertibatı almışlardır. Bu küçük devletlerin cümlesi gayet sıkı bitarafhktan aynlmıyacaklarını gerek kendi halklarına gerek bütün dünyaya kat’î bir lisanla ilân ettiler. Kızlar, kızlar, bakm bu oğlan ne güzel şey… Çamura düşmüş elmas… Buralan şehirlik, bağlık, bahçelik yerler. Kişileri hep esnaf, tüccar makulesi şeyler. Bu hükümdar, kara sakallı, ıızun boylu, eli asâh, baştan aşağı ipek”ere bürünmüs, goğsünde alhn istavroz faşıyan bir adamdır. Şehrin dışında beyaz bir sarayda oturuyordu. Onun için: «Cok o^umuş, bilgin bir kişidir» derlerdi. Bat’da Rum dıyarındakı büyük adamlarla da haberleşirmiş, bu adamı daha yakından göreyim diye meraklandım. Nekadar oluyor bu iş Aybey? Şöyle böyle, beş ay… Epeyce bir zaman. Biz de Çinden çıkah üç ay oluyor galiba… Sonra? O gün de şehirde mecusilerin Tannya kulluk ettikleri bir gündü. Bak, Yakar, Asyanm o taraflarında dinler karmakarışıktır. Hıristiyanlar var, şamalar var, ateşe tapanlar var, dinsizler var/.. Şimdi de islâmlar sokuluyormuş… Hıristiyanlığı getirenler, papaslar, bahdan kalkmışlar, o uzun yollan tepe tepe buralara kadar gelmşiler… Insan oğullanna yeni bir din öğretmeye kalkmışlar… Onların da peygamberi İsa nammda biri imiş, benim duyduğuma göre, bunlarla islâmlarm dini arasında pek az fark varmış. En mühim esaslan neymiş acaba? Birlik, elbirliği. Allahm yanında, yasa önünde birlik. Insanlar kardeştir, müsavidir. Mallar ortaktır. Esraf, zengin, köle yoktur, diyorlarmış. Fakat ben bundan süpheleniyorum. Ne gibi Aybey? Malum ya, halkın çoğu fakirdir, geçimleri yoktur. Zengınlere baka baka imreniyorlar. Varlıklı olanlar rahat içinde, kumanda ederek yaşıyorlar. Diğerleri hep çile cekiyorlar. Doğru! Onlar da fakir halkı kendi taraflarına çekmek için böyle bir düsünceyi ortaya atmşılar, fakirleri zenginler aleyhine kıskirtıvorlar. Arab, Rum illerinde, fakirlerin çoğu: Bu din ivi, bize yarar! Diye diye hep o tarafa geçiyorlarmış. Yakar, dikkatle dinliyordu. Bir aralık: Iyi ama, dedi. Bu sadece bir vesile, bir sılâh olabilir. Yoksa yürütemezler. 1 Iste ben de ayni şeyi anlıyorum. Her neyse; o gün ne kadar uğraştımsa uğraştım, sarayın dört tarafını dört dolaştım. Bu hıristiyan beyin sarayı, hakikaten görülecek bir yerdi. Bilhassa bizim gibi göçebelerin gözünü kamaştırmak için yeter, artardı. Sarayın etrafında yeşil, düzgün ormanhklar, bahçeler vardı. Ben böyle yerler görmemiştim. Meğer insan oğullan neler yapıyorlarmış?. Ağacların arasında düzgün yollar, su kanalları açmışlar. Sağda solda ağaclar budanmış, taranmış, tertemiz olmuş. O kdar meyva çeşidi de gördüm ki, hayret ettim. Ayıb değil ya, biz bunları görmedik, çoğunun adını bile duymadım ve hâlâ da bilmem. Kendi kendime düşünüyordum: Neden herkes girip de buradan yemiyor, yoksa onlar, bu gibi şeylere artık doymuşlar mı? Bir ağac gördüm. Ustünde yuvarlak, kırmızı kırmızı şeyler vardı. Bir tane kopardım, ekşimsi bir şeydi, buna erik diyorlar. Daha sonra bir başkasını kopardım, tatlı çıktı. Bu da kirazmış. Bir başkasından kopardım, başka türlü ekşi çıktı, bu da vişne imiş. İyice yorulmuştum, kuytu, göîgelik bir yere oturdum, sırhmı bir ağaca dayadım. Güzel kokulu bir rüzgâr esiyordu. Uyuya kalmışım. Bir aralık yakınımdan gelen seslerle uyandım, ince ince seslerdi. Anladım ki, oracıklarda kadınlar var« Gene gözlerimi kapadım, fakat güneş gözlerime giriyordu. Yerimi değiştireyim diye kalktım. Arkamdan bir ses geldi: Hey yiğit! dedi. Buralarda ne arıyorsun?! Başımı çevirince ne göreyim; dört genc kız, bir ağac arkasından bana bakıyorlar. Bunlar benim kabilemin ve diğer göçebelerin kızlan gibi değil, bir başka türlü giyiniyorlardı. Hem de baştan aşağı ipeklere bürünmüşlerdı. Sana benziyorlardı. Yüzlerine hiç güneş vurmamış sanki… Gülümsiyerek bakıyorlardı: Ne mi arıyorum. dedim. Ne arayacağım? Şunun şurasmda dınleniyorum işte. Benim sözüm onlan güldürdü: Ne gülüyorsunuz? dedim. Kelim mi göründü? İçlerinden biri. arkadaşlarına: Bu, dedi. Bir yabana benziyor, aklı da bozuk galiba! Ulan şehir maymunları! dedim. Erkek olaydınız ben size gösterirdim. Kahkahalarla gülüyor: Şu kılığa bak, §u çizmelerin pisli 1 abıatın butun guzelhgını toplıyan memleket Malatya, yetiştirdiği nefis meyvalarla temin ettiği şöhrete lâyık asrî bir şehir haline geldi MUTEFERRİK Parise gitmiş olan heyetimiz Türk Fransız ticaret anlaşması için Parise gitmiş olan Türk heyeti azalanndan bir kısmı, dün sabahkı ekspresle şehrimize gelmişlerdir. Heyet reisile bir murahhasımız, Paristen Londraya gitmişlerdir. Türk Fransız ticaret anlaşması ayın birinden itibaren mer’iyete girmiş bulunacaktır. Hava vaziyeti Dün öğle saatine kadar kapalı ve hafif yağışb giden hava, akşama doğru açDayanamadım, ben de gülmeğe başmıştır. Bugünden itibaren havanın Iadım. düzeleceği umulmaktadır. Yağmura Dişleri de sırma gibi! lağmen, hararet derecesi düşmemişür Diye bağırıştılar. Öyle bir derde çat Eylul ayınm mutedil geçmesi çok muhmışız ki, diyecek yok. temeldir. Çare yok, ben de onlara ayak uydurTapu ve kadastroda yeni dum. Fakat bu dişiler öyle kokular sürüntayinler müşlerdı ki, insanm içi gıcıklanıyordu. HeTrabzon gurup müdüriyetine Talât, men ağacm dıbine oturdum, gene bağdaş Diyarbakua Necmeddin, Bursaya Celâl kurdum. Işte.. dedim. Oturdum. Söyleyin Agâh, Ankaraya Lutfi Can, Sıvasa Talât gurup müdürlüklerine tayin ed 1benden ne istersiniz? mişlerdir. İpekli, dal dal işlemeli entarilerinin eYeniden başlanacak olan Hatay kateklerini topladılar, etrafımda çömeldier. dastro müdürlüğüne terfian İstanbul Bunlann sırtlarında işleme, yaldızlı yelek kadastro müdürü Faik ve Faikdan mler vardı. Bellerinde gümüş kemerler, a hilâl eden kadastro müdürlüğüne fen ayaklarında bir başka türlü papuçlar var miri Vehbi, Eskişehir tapu s:cil muhadı. Saçlarmı da bir tuhaf biçimde topla fızlığma Afvondan Ali Rıza, Afyona A”talyadan Sabri. îzmir kadastro müdürmışlardı. Ne mi isteriz? dediler. Hiç… Fa lüğüne fen amiri Refik Halid. İzmir gukat sen buralarda ne anyorsun? Adın rup müdürlüğüne Osman tayin edilm şlerdir. ne? Vakıflar müdürü şehrimizde Adım Aybey. İzmirdfc bulunan Vakıflar umum müDedim. Bir çığlık attılar: dürü Fahreddm Kiper şehrimize gel Aybey… Aybey… Güzel ad… miştır. Buradan Ankaraya gidecektir. Kendisine de yakışmış, fakat kılığı usak Sahte gümüş paralar kılığına benziyor. Eğer bir tele, bir tarhan, Gümür 100, 50, 25 kuruşluk meskukâbir yabgug olsaydı, Iyi idi. Dediler. îşte artık bu defa kanım iyi tın bazı yerlerde sahtelerine tesadüf edil mişt.r. Polıs bu hususta ciddî takibatta ce beynime sıçramıştı. Kendımi tutamabulunmakla beraber alâkadar muhasebe dım. Hemen kılıcımın kabzasındsn yamemurlarmm da müteyakkız bulunmakalayarak bir nâra attım: lan lüzumu ıcab edenlere tebliğ edıl Ben uşak değil, beyim, bey Dört mıştir bucağa baş eğdiren Bilge Hâkanın beyPasif korunma teşkilâtında lerindenim. Kılıcım bir inişte bir kelle uçalışacaklar çurur, bir süvariyi at üstünde başından Mahallelerde pasif korunma teşkiiâapış arasına kadar ikiye ayırır, tuğum altında iş alacak 46 47 yaşındakı vatantın topuzlu, Gökbayraktır. Heeey, er olan daşlar kaymakamlıklara müracaatle ikarşıma çıksın! simlermi kaydettirmeğe başlamışlardır. Kendimden geçmiştim. Tuğum, bay Bunlardan sıhhî vaziyetleri müsaid orağım aklıma gelmişti. Sanki kavgaday lanlar ekiplerde vazife alacaklardır. dım. Bu lâflar gücüme gitmisti doğrusu. Deniz gedikli okulunda Demek, dediler, sen beksin ha! Şu diploma tevzii halde darılma yiğit, bizde beyler başka Bugün Kasımpaşada denız gedikli türlü giyinirler de… hazıriama orta okulunda 938 939 ders Söyledikleri de lâf mıydı ya? Kepenek yılında mezun olan talebelere diploma altında erler yatar, değil mi Yakar? tevzi merasimi yspılacaktır. Kızlar, pek fena kalbli değillermiş. Af ADtlYEDE dilediler. Aşırı derecede sarhoşluk Ben de sordum: Büyükadada üç arabacı arasında ser Siz kardeşe benziyorsunuz, hepiniz de ak, pâksınız. güzelliğiniz biribirinden hoşlukla çıkan bir hâdise, meşhud suç kanununa göre yapılan takibatla Sulgeri kalmıyor. Elbiseleriniz de bir biçimtanahmed birinci sulh ceza mahkemeside… Acab kardeş misiniz? ne verı’miş, dün muhakeme yapılmış Hayır, dediler. Kardeş değiliz, biz tır. Murtaza. Receb, Ömer. Adada Karsarayın kızlarıyız. lonun meyhanesinde rakı içerek birbir Tekin değil, kılığmızdan belli. De lerile kavga ve bu sırada gürültü patırminden bana soruvordunuz. Ben de şim dı etmekten muhakemeleri net cesinde. di size sorayım: Buralarda ne cesaretle aşırı derecede serhoşluktan ikişer lira dolaşıyorsunuz? Bir erkek, dişi, tırnağı ödemek kararile cezalandınlmnlardır. Adâba muhalif hareket sökülmüş olsa bile gene sizi kapıp kucakKöprünün Halic iskelesinde olan bir Iamak ister. cektir. tahkikatına başlanmıştır. Bu sözlerim onlan bir hayli güldürdü: hâdisenin Bütün dünva kanatlanıvor. Gok Fakat, dediler. Bize burada hicbir Mehmed isimli b:r gencin, Meliha isimlı bir kadmın karşısma geçerek adaba muvüzü, insanlığı en çok düşündüren el dokunamaz. bir tehlike kavnağı olmuştur. Türk balif harekette bulunduğundan şikâyet Neden? kanatlarmm da savısmı arttırmak, edılmiş. bunun üzerine hakkında takıuçan gençliği kısa bir zaman için Çünkü buralara kimse giremez… bata geçilmiştir. Mehmed dün müddeıde kurmak için Türk Hava Ku Giremez mı? Bu da lâf mı ya? umumil ğe, oraca da Sultanahmed birumuna vardımı millî bir vazife nnci sulh ceza mahkemesine gönderilTanrının bahçelerine kim kanşır ki? saymalıyız. jiArkası var) < miştir. Avrupanın, Sovyetler Birliği haric, dört büyük devleti iki zümreye ayrılıp silâhlı Malatya (Hususî) Maldtya; ka edildiği görülüyor. Bugünkü halile bu harb için her türlü hazırlıklarını yapmakla yısı ve şeftali diyandır. Beydağlarının ilkmekteb, senelerdenb«ri başında çal: j beraber her iki taraf davasının haklı oldueteğinde yeşil Lır çarşafa bürü.ımüş, su şan faal başöğretmeni Faruk Balcıgilin ğunu ispat etmek, sulhu kurtarmak üzere larile, meyvalanle, tabiatin bütan ihsan dikkatli ve titiz elinde Malatyan:a ismı son bir çare olmak ve hiç olmazsa harbin larını cömerdce hiç esirgemediği bu mem dillerde dolaşan bir müessesesidir. Ziyames’uliyetini üzerlerinden atmak maksadileket, öyle temiz, öyle candan ve samimî retim tatil zamanırva tesadüf etnıiş ol insanlarm ikamet ettiği bir diyar ki tabi ması itibarile mektebi boş bulmaklığım le aralarında bir mantık harbi yapıyorlar. Bu mantık harbi evvelâ Hitler’le Franat burada yaşayan halka da asla kıskan zaruri idi. Fakat 30 ağustos Zafer baysanın hükumet şefi Daladye arasında ceremaksızm güzelliğinden, şirinliğiaden brl ramı hazırlıklarile meşgul olan meklebbol bahşetmiş. de gene kısmen talebe ile temas fırsıtını yan eyledi. Fransız Başvekili, Almanya İki malatya vardır: Eski Maiitya, kazandım. Bazı çocuklarla ayn ayn ko ile Lehistan kendi aralannda anlaşmak nuşmalar yaptun. Umumî kültür sciyc için bir tecrübe yapılmaksızın harbe giriyeni Malatya. Tarihî eserlerile bugünkü Malat/a lerini merkez vilâyetlerin birçoklanndan şilmemesini teklif etti ve arada teması tesise hazır bulunduğunu bildirdi. dan 9 kilometre mesafede bulunan eski daha farklı ve daha işlenmiş buldum. Malatya ta Etilerden kalma ba şeiıirJır. Mektebin ehcmcniyetle kayda değer Hitler, buna verdiği metni malum ceEvvelce buraya Melitene derlermiş. Eti bir de Devrim köşesi var. Burada inkı vabda Lehistanla temastan bir netice çıklerden Romahlar, Bizanslılar burada lâbın bütün safahatım ve tarihçesini re mıyacağını bildirdi. uzun zaman kurdukları medeniyet üze simlerile, vesaikile görüyoruz. Bilgi ve Fransız Başvekili Daladye’nin teklifini rinde yaşamışlar ve bugün hangi tarafına zevkle işlenmiş bu kdçücük oda Maıat red için yazılan bu sözler daha ziyade bir kazma vursanız tarihi aydınîatacak yah çocukların nasıi yetiştirilmekte cl Fransız milletine hitab etmektedir. Al yığınlarla eserler çıkar. Nitekim Crtuzu duğuna bir fikir verebilmeğe kâfi ge manya ile Fransa arasındaki mantık harbi nun Aslan tepesinde çalışan M. Dela liyor. Beş yüz elli talebeye sahib olan iki taraf da birbirini ikna edemediğinden porte bu hazineleri araştınmakla hâlâ mektebin her sene yaptığı mutad, sene suya düşmüştür. meşguldür. sonu sergisinden arta kaltnış bazı eserleri Fakat îngilterenin Berlin sefiri Sir Ben ta Nizib muharebesindenberi de üzerinde durmağa değer buluyorum. Henderson’un iki payitaht arasında tay(1235) Malatyahlar tarafından »erke Meselâ küçük çapta yapılmış kundu.ayare ile mekik dokuyarak götürüp getirdidilmiş bu eski Malatyadan değil evvelce lar, kil ve çamurdan hazırlanmış vazo eski Malatyamn sayfiyesi olarak kuPa lar usta elinden çıkmış kadar oyuncak ği mektublarla Hitler’le Çemberlayn aranılmıs olan bug’inkü Malatyadan bahse lığını kaybederek ciddî birer iş kisvesini sında başlamış olan mantık harbi daha .u~ dtceğim. Ankara müstesna İstanbuldan arzediyorlardı. Gerek başöğretmeni, ge zun sürmektedir. Hitler Lehsitanla olan davasmı Daladla Çetinkayaya kadar Anadolunun belki rekse Malatyamn küîtür idaresini canveye izah ettiği gibi Çemberlayn’e de andan tebrik etmek gerektir. de en güzel istasyonuna malik olan yeni Malatya geniş mikyasta kurulnıuş olan Cumhuriyet okulundan başka Gazi, latmış ve Almanya ile İngiltere arasında mensucat fabrıkasile, tütün işlemeleriîe, lsmetpaşa, Fırat, İnönü isimli dört tane harbsiz halledileceğini defaatle kaydettiği bağlarile, bahçelerile hilkatin •nüvtesna daha ilkmekteb vardır. Bunlar hakk’iıda müstemlekeler meselesinden başka bir ihbir eseri olmaktan başka medenî bir var da binalarından baska aleyhlerine söy tilâf bulunmadığını teyid etmiş ve binalık halinde de ayrıca kayda ve dikkate lenecek söz bulmak mümkün deği dır. enaleyh Lehistanla alâkadar olmamasmı deâer. Beydağlarile Dernek dağları arasuıda ıstemıştir. Malatyada bin küsur talebeü bir lise uzanan bu Çukurderede bir de «SıtmaÇemberlayn ise bütün mesele Lehistanla ile beş tane ilkrnekteb var. Bu lise, belki pınan» denilen bir rr.evki var. Eskıdeı Almanya arasındaik davanın tarzı halline şehrin en kötü bir bınasına yerleîtirilmiş burada sıtma bağlar’.armış. Fakat Cum bağh olduğunu söyliyerek bu davanın tir. Malatyamn esash derdlerinden biri huriyet devrind« bâtıî itikadlarla müca sulh ve müzakere yolile hallinde ısrar et bu lise binasınm acıklı manzarasıdır. dele eden Malatvann Kültür idaresi ve rrnştir. Hitler’in verdiği cevab münakaşaIlkmektebler; gelince, bunlardan bil ni kurulan fabrika ile beraber clele verenın devamına imkân biraktığından İnsrilhassa Cumhuriyet okulunu kayda değer rek halkın ve yetişecek yeni neslin sevitere, vaziyeti yeniden tetkik etmektedir. buluyorum. Bu mekteb, fabrikaıun bu yesini yükseltmekle meşgul. Geçen sene îngilterenin yalnız Danzig meselesini delunduğu Çukurderededir. Cumhuriyet o Akçadağ kazasında bir eğitmen kursu ğii, geniş mikyasta bütün meselelerin halkulu adeta fabrikada çalışan memu’ ve açılmış. Burada 100 den fazla ğinıen line taraftar olması, Almanyada iyi tesir amelenin çocukları için kurulcnuş gibi. yetiştirilmektedir. Kazaları da dahil olf bıraktığından müzakerenin devamına im Zira fabrikaya yakır bir başka mel eb duğu halde Malatyamn 88 ilk mektebi olmadığı için çocuklar bu mektebe git var demektir ki bunlardan Besni kazası kân hasıl olmuştur. Muharrem Feyzi TOGAY mektedirler. Öğrendım ki fabrika Cum Pertevî nahiyesi başöğretmeni Abdül huriyet okulu için kendi bütçesinden bir kadirle yaptığım bir mülâkatta köy ço mekteb binası yaphnrağa karar vermiş. cuklannm yetiştirildiği seviye sev.ncle Alacak yüzünden kavga İlk keşfi 45 bin lira tahmin edüen bina karşılanacak deıecede yükselmiş, bilhasDün Kadıköyünde alacak yüzünden nın inşasma da yakında baslanacak..iış. sa nahiye müdürünün buradaki faaÜvetbir yaralama vak’ası olmuştur. Piyasa Hazırlanmış plânlarda son derece *no leri Malatvalılarm dilinde sitayişle an caddesinde Numanın fırınında yatan dern ve pratik bir t a m mimarinin terJh latılmaktadır. seyyar kundura boyacısı Şevket, bir müddet evvel arkadaşı gene seyyar boJNHtSÂRLARD ”DENlz’İSLERt yacı Mustafaya üç lira borç vermiştir. Bira için tedbirler Şevket bilâhare parayı Mustafadan Tekirdağmda bekliyen bir kaç kere istemişse de alamamıştır. Biranın ucuzlamasile şehrimizde başİngiliz vapurları layan bira buhranmı karşılamak için, Nıhayet dün Mustafa ile karşılaşmca aInhisarlaı idaresi, bazı tedbirler almışDün Tekirdağ limanına iki İngiliz va lacağını tekrar istiyen Şevket, menfi tır. puru galmiştir. Biri kereste yüklü, di cevapla karşılaşmıştır. Bu aralık Şevket, İstanbulun umumî bira ihtiyacı göz ğeri de yolcu dolu olan bu iki İngiliz küfür etmiş, Mustafa mukabelede buönünde tutularak Ankaradan îstanbula vapuru iş’arı ahire kadar Tekirdağmda lunmuştuı. Şevket, bıçağını çekerek her gün için yedi vagon bira getirilme kalmak için emir almıştır. Mustafayı omzundan yaralamıştır. Suçsine lüzum görülmüştür. Tatbikata gelu yakalanmış, Mustafa tedavi altma Kömür nakliye ücretleri çilmiştir. almmıstır. Zonguldak ve Ereğliden İstanbula kaAynca tevzi teşkilâtı da genişletileKadına çarpan kamyonet dar olan kömür nakliye ücretleri tesbit cektir. Galatada Koçonunrakı fabrikasına aid Tütün tecrübe istasyonları edilmıştir. 1 eylulden itibaren Zongul şoför Ahmedin idaresindekı kamyonet, daktan İstanbula kömür naklyatı basİnhis?rlar idaresi, bir çok mmtakala:Beşiktaş tramvay deposu önünden geda yeni tütün tecrübe .stasyonlan aç layacaktır. çerken 35 yaşlarında Zek.ye maktadır. ŞEHÎR tSLERÎ bir kadma çarpmıştır. Belindenadmdaki yaralaTütünlerimizin gerek yetişme, gerek nan kadın Beyoğlu hastanesine kaldıEt nakli işi iÇim bakımından tekâmül etmesı için rılmış, suclu şoför yakalanmıştır. Mezbahadan et nakliye işinin Beled,esaslı surette çalışıhyor. Bıçakla yaraladı Maîtepedeki tütün enstitüsü civarm ye tarafından deruhde edildiğim yazda genıs tarlalar hazırlanmış. toprakları mıştık. Belediye bu vazifenin ifası ıçın Yeniçehirde oturan Ligor, bir mesele tahlil ed.lerek muayyen kısımlara ay yeni bir teşkilât vücude getirmektedir yüzünden aralarında çıkan bir kavga es nlmıştır. nasmda şoför Aliyi bıçakla yaralarnışBu teşkilâtın emrine yeni nakil vesait’ Çalışmalardan almacak neticeler tır. Ali hastaneye kaldırılmış, Ligor yamüteaddid mmtakalara teşmil edile verilecektir. kalanmıştır. Malatya istasyonundan şehre bir bakış • •ııııııııiMiıı Asfalt yol inşası Bugün Belediyede Belediye bütçesinden ayrılan 1,050,000 liralık tahsisatla NUshası 5 kurustur Tü r tive yapılacak asfalt yol inşaatmın ihalesi yapılacaktır. Bu .nşaat arasında Eminö| ICID ıcın nü mcydanınm tanzimi ve Sirkeci ile Senelik 1400 Kr. 27(10 Kr. İstanbul ve Beyoğlunda bir çok yollann Altı avlık 750 > 1450 » 400 . 800 > esfalta çevrilmesi işi vardw. ı Üc avhk Bir aylık 150 » l o k t o r C u m h u r i yet . Abone seraiti! . !

Her türlü görüş, destek ve önerileriniz için iletisim@gastearsivi.com

referans :
www.gastearsivi.com

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button