News

Koronavirüs böbrek yetmezliğine neden olur mu?

Böbrek Sağlığını Etkileyen 5 Hastalığa Dikkat!

Böbrek Sağlığını Etkileyen 5 Hastalığa Dikkat!

Sessizce ilerleyen böbrek rahatsızlıkları son aşamaya gelene kadar hiçbir belirti vermeyebiliyor. Diyabet, hipertansiyon, nefrit ve ailesel yatkınlığı olan kişiler, kronik böbrek yetmezliği bakımından risk altında bulunuyor. Erken teşhis için belli aralıklarla kan ve idrar tahlili yaptırmak, alınması gereken önlemlerin başında yer alıyor. Memorial Hizmet Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Funda Yalçın, kronik böbrek yetmezliğine neden olan rahatsızlıklar ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Böbreklerin görevini yerine getiremediği durumlar böbrek yetmezliği olarak tanımlanmaktadır. Kronik böbrek yetmezliğinden bahsedebilmek için hastanın 3 aylık böbrek fonksiyonlarının bozuk olması gerekir. Sinsi ilerleyen böbrek yetmezliği hiçbir belirti vermeden son aşamaya kadar gelebilmektedir. İlerleyen aşamalarda halsizlik, eforda bitkin düşme, bulantı, kusma, bacaklarda şişlik ve tansiyon düzensizliği gibi belirtiler veren böbrek yetmezliğinin erken teşhisi için belirli aralıklarla kan ve idrar tahlili ihmal edilmemelidir.

Yapılan son çalışmalara göre böbrek yetmezliğine neden olan hastalıklar arasında ilk 5 sırada; diyabet, hipertansiyon, nefritler, genetik yatkınlık ve Amiloidoz hastalığı bulunmaktadır. 

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de böbrek yetmezliğine neden olan hastalıkların başında %41 gibi yüksek bir oranla şeker hastalığı yani diyabet gelmektedir. Kontrol altına alınmayan diyabet, vücuttaki bütün organlarla birlikte damarları da olumsuz anlamda etkilemektedir. Kontrol edilemeyen kan şekeri böbreklerdeki küçük damarlarının hasar görmesine yol açarak, diyabetik nefropati yani böbrek fonksiyonlarının azalmasına neden olmaktadır.

Yüksek tansiyon, böbrek yetmezliğine neden olan rahatsızlarda yüzde 25 gibi oldukça fazla sayılabilecek bir oranla ikinci sırada bulunmaktadır. Kalp ve beyin gibi böbrek damarlarını da etkileyen yüksek tansiyon, kılcal damarların hasar görmesine ve böbreklerin küçülmesine neden olabilmektedir. Yüksek tansiyon sonucu böbrek yetmezliği gelişebildiği gibi tersine bir ilişki de mevcuttur. Böbrek taşları, iltihap ya da böbrek damarlarının darlığı yüksek tansiyona zemin hazırlayabilmektedir. 

Alerjik reaksiyon, virüs, ilaç kullanımı ya da böbrek taşları gibi çok farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilen nefrit yani böbrek iltihabı böbrek yetmezliğine neden olan rahatsızlıklar arasında %8’lik bir paya sahiptir. Pembe veya köpüklü idrar, yüz, el ve ayaklarda şişlik, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler veren böbrek iltihabı zamanında ve doğru tedavi edilmezse böbrek yetmezliği kaçınılmazdır.

 Polikistik böbrek hastalıkları başta olmak üzere, genetik etkiler böbrek yetmezliğinde % 5 oranında etkilidir. Kalıtımsal bir rahatsızlık olan polikistik böbrek hastalığı, sıvı dolu kistlerin oluşmasına neden olarak böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Bazen hiçbir belirti vermeden ilerleyen polikistik böbrek hastalığı, kist sayısının çokluğuna göre ağrı, kanlı idrar yapma, böbrek taşı oluşumu, hipertansiyon gibi farklı belirtiler verebilmektedir.

Amiloid isimli proteinin organlarda fazla birikmesiyle ortaya çıkan Amiloidoz hastalığı kalp, karaciğer, sinir sistemi, mide ve bağırsağı etkilediği gibi böbrek yetmezliğine de yol açabilmektedir. Bir sebebe bağlı olmadan gelişebilen Amiloidoz, Ailevi Akdeniz Ateşi gibi uzun süreli enfeksiyonlardan sonra da ortaya çıkabilmektedir.  Böbrek yetmezliğinde %2 orana sahip olan Amiloidoz hastalığında, altta yatan rahatsızlığa yönelik tedaviler uygulanmaktadır.

Beslenme ve yaşam tarzı, hem böbrek yetmezliğine götüren süreçte hem de böbrek yetmezliği teşhisi konulduktan sonra dikkat edilmesi gereken bir adımdır. Sebebi bilinmeyen böbrek yetmezliği rahatsızlığı oranının %11 olduğu düşünülürse, beslenme ve yaşam tarzının önemi bir kez daha ön plana çıkmaktadır. Diyabet hastalarının böbrek yetmezliği yaşamasının altındaki birinci etken, diyabetin kontrol altına alınmamasıdır. Tuzsuz beslenme, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları için hayati önem taşımaktadır. Böbrek yetmezliğinin ilerleyen aşamalarında ise proteinli besinler ile potasyum ve fosfor içeren bakliyat, kuruyemiş gibi gıdaların dikkatli tüketilmesi gerekmektedir.  Günlük egzersizler, çok yorucu olmamak şartıyla düzenli olarak yapılmalıdır.

Böbrek yetmezliği 5 evreye ayrılmaktadır. Son dönem böbrek yetmezliği teşhisi konulabilmesi için yapılan testlerde hastanın böbreğinin %15 çalıştığının belirlenmesi gerekir. Çalışmayan böbreğin görevini makine yani diyaliz ya da yeni bir organ yapacaktır. Son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde altın standart yaşam standartlarının artıran böbrek naklidir. Böbrek yetmezliği çeken hastanın organ nakli yapılıp yapılamayacağının iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde kadavra bulunamaması nedeniyle, canlı vericilerden daha sık yapılan böbrek naklinde vericilerin de sağlık durumunun iyi bir değerlendirmeden geçmesi gerekmektedir. Vericiler bu ameliyattan sonra hızla iyileşmekte ve ilerleyen yıllarda da böbrekle ilgili herhangi bir sorun yaşamamaktadır.    

Böbrek yetmezliği Kovid-19un seyrini ağırlaştırıyor

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı, böbrek yetmezliği bulunan kişilerde Kovid-19’un daha ağır seyrettiğini söyledi. – Anadolu Ajansı

Böbrek yetmezliği Kovid-19un seyrini ağırlaştırıyor

Kovid-19 nedeniyle 40 günlük ikizlerinden ayrı kalan anneye görüntülü görüşme sürprizi

KORONAVİRÜS HABERLERİ

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Arıcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19’un ağır seyrettiği vakaların yüzde 30-40’ında böbrek yetersizliği de görüldüğünü, yoğun bakımda yatan ve diyaliz ihtiyacı olan böbrek hastalarındaki ölüm oranının ise yüzde 50-60’ların üzerine çıktığını kaydetti.

Kovid-19’un akciğerlerin yanı sıra doğrudan böbreklerde tutulum yaptığına dair tezler bulunduğunu ancak bunun bilimsel olarak kesin kanıtlanmadığını vurgulayan Arıcı, “Kovid-19 eğer akciğerin yanında böbreği de etkilemişse ölüm riski ne yazık ki oldukça artıyor. Bu nedenle Kovid-19 hastalarında böbrek fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi gerekli.” dedi.

Ağır Kovid-19 hastaları yoğun bakıma girdiklerinde böbrek fonksiyonlarının etkilenme oranının da arttığına işaret eden Prof. Dr. Arıcı, diyaliz ihtiyacı ortaya çıkan ağır Kovid-19’lu böbrek hastalarının ise oldukça yüksek riskli gruplardan birisi olduğunu bildirdi.

Hayatta kalabilmeleri için düzenli olarak hemodiyalize girmek zorunda olan hastalara, “Evden çıkmayın” denilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Mustafa Arıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Haftada üç kez diyalize girmezlerse yaşam şansı olmayan hemodiyaliz hastalarımız bu salgın süresince evlerinden çıkıp diyaliz merkezlerine gittiler. Henüz bu konuda ülke çapındaki kesin rakamları bilmesek de diyaliz hastalarımızdan bu süreçte Kovid-19’a yakalananlar ve ne yazık ki hayatlarını kaybedenler oldu. Zaten böbrek rahatsızlığı bulunan kişilerde Kovid-19’un seyri çok daha ağır oluyor. Bu nedenle gerek Sağlık Bakanlığı gerekse Türk Nefroloji Derneği bu konuda uyarılar yayımladı. Hemodiyaliz ünitelerinde ateş ölçülmesi, riskli veya Kovid-19 olan hastaların ayrılmasının yanı sıra diyaliz servislerinde hijyen konusunda maksimum düzeyde önlemler alındı. Hastalarımız da bu süreçte kendilerini korumaya gayret ettiler. Salgın boyunca böbrek ve diyaliz hastalarının tedavi süreçlerine yardımcı olan ve kendi hayatlarını hiçe sayarak canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızın çabaları da kelimelerle anlatılamayacak düzeyde takdire şayandı.”

Prof. Dr. Mustafa Arıcı, Kovid-19’un damardan zengin organları daha çok etkilediğinin de altını çizdi. Bu organların başında böbreklerin geldiğini anlatan Arıcı, Kovid-19’un böbreklerinde yetmezlik oluşan kişilerde ağır seyrettiğinin altını çizdi.

Geçmişte nefrit gibi böbrek hastalığı yaşamış ya da var olan böbrek taşını düşürmüş ancak daha sonra ileri böbrek yetmezliği oluşmamış kişileri bu grubun dışında tutan Arıcı, şunları söyledi:

“Bir böbrek rahatsızlığı yaşamışsınızdır ve hafif hasar yapmıştır, o kişinin Kovid-19’dan etkilenme oranı sağlıklı kişiden çok farklı değildir. Ancak böbreklerinde ağır hasar bulunan özellikle dördüncü, beşinci evre hastalar Kovid-19’a yakalandıklarında hastalığın ağır seyretme riski yüksektir. Zaten bu grupta her enfeksiyon tehlikeli olacaktır. Böbrek taşı hastalarının bir kısmı da zamanla ileri evre böbrek hastası haline gelebilir. Eğer taş nedeniyle böbreklerinin çalışma gücü zayıflamışsa veya bir böbreğini kaybetmiş, diğer böbreği de yeterli fonksiyon göstermiyorsa onların da dikkatli olması lazım. Taş hastalığınız var ama böbrekleriniz sağlam çalışıyorsa o zaman tehlike daha düşük. Burada önemli olan, hastalık nedeniyle böbrek yetmezliğinin gelişip gelişmediğidir”.

Referans :
www.hizmethastanesi.com
www.aa.com.tr

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button