News

1 Son dakika: Koronavirüs aşısının koruyuculuğu yüzde 95…

Daha iyi aşı yok – Diken

Daha iyi aşı yok - Diken

Türkiye’de uygulanmak üzere Sinovac aşısı alınacağı duyurulduğunda ‘daha iyi’ aşılar olduğu iddiasıyla Sağlık Bakanlığı eleştirilmişti. Buna benzer eleştiriler başka ülkelerde de oldu. Örneğin ‘Vox’ isimli Youtube kanalında Detroit Belediye Başkanı Mike Duggan’ın mart ayında gelecek Johnson & Johnson (J&J) şirketinin COVID19 aşılarını, Moderna ve Pfizer/BioNTech’in aşılarının daha iyi olduğu gerekçesiyle reddettiği bir video yer alıyor.1,2

Peki Detroit belediye başkanı bu kararı nasıl verdi? Detroit Belediye Başkanı Pfizer/BioNTech aşısı için etkinlik değerinin yüzde 95 3,4; J&J aşısının ise yüzde 66 5 olduğunu görünce, “Pfizer/BioNTech aşısı daha iyidir” şeklinde yanlış bir sonuca varmıştı. Peki Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kullanım onayı verdiği J&J aşılarını reddetme gerekçesinde neden haklı değildi?

Aşılar karşılaştırılırken aşı etkinliği oranlarına kısaca bakılıp etkinliği daha yüksek bulunan aşı “Daha iyidir” gibi eksik bir sonuca varılabiliyor. Tabii ki aşı alımaya karar verilirken etkinliği, güvenliği, fiyatı, hatta saklama ve dağıtım koşullarına kadar birçok farklı faktör dikkate alınmalı.

Yani etkinlik değeri de aşı tercihinde önemli bir faktör, ancak farklı aşıların etkinlik değerlerini karşılaştırarak hemen sonuca varmak hatalı bir yaklaşım. Bu yaklaşımın neden hatalı olduğunu anlayabilmek için önce aşı çalışmalarının nasıl yapıldığını ve sonuçlarını anlamak gerekiyor. 

Aşılar laboratuvarlarda geliştirildikten sonra insanlar üzerinde deneniyor. Öncelikle aşıların zararlı olmadığının ve etkili olacağına ilişkin ilk verilerin alındığı erken faz çalışmaları yapılıyor. Sonrasında ise etkinliğini göstermek için Faz 3 çalışmaları yapılıyor.

Bu çalışmalara katılmak için binlerce kişi seçiliyor ve bu kişiler rastgele iki gruba ayrılıyor. İki gruptan birine etkinliği araştırılmak istenen aşı uygulanıyor. Diğer gruba ise ‘plasebo’ denen ve hastalığı önlemede etkisi olmayacağı düşünülen, araştırmacıların veya katılımcıların dışarıdan bakarak araştırılan aşıdan ayırt edemeyeceği, yani içinde etkin madde olmayan ama aşı izlenimi veren ‘yalancı’ aşılar uygulanıyor. Kimlere gerçek aşının, kimlere ise yalancı aşının yapıldığını ne aşıyı uygulayan ne de aşı olan kişiler biliyor. Bu bilgi şifreli bir şekilde saklanıyor.

Sonrasında bu katılımcıların hepsi, belirli bir süre takip ediliyor ve aralarından bazıları doğal olarak COVID19 enfeksiyonuna yakalanıyor, bazıları ise yakalanmıyor. Enfeksiyona yakalanan kişi sayısı belli bir sayıya ulaştığında şifreli bilgiler açılıyor ve enfeksiyona yakalanan kişilerin gerçek aşı grubundan mı yoksa yalancı aşı grubundan mı olduğuna bakılarak aşı etkinliği hesaplanıyor.

Örneğin Pfizer/BioNTech çalışmasında yaklaşık 43 bin katılımcı vardı. Bir kısmı gerçek aşı bir kısmı yalancı aşı oldu. Aşının ikinci dozundan en az yedi gün geçtikten sonra 170 kişi enfeksiyona yakalandığında şifreli bilgiler açıldı. Bu 170 kişinin sadece sekizinin gerçek aşı grubunda, 162’sinin ise yalancı aşı grubunda olduğu görüldü ve buradan aşı etkinliği olarak yayımlanan oran -yüzde 95- hesaplandı.6

Bu yüzde 95’lik oran, aşı olan her 100 kişiden beşi COVID19 enfeksiyonu geçirecek anlamına gelmiyor. Eğer böyle olsaydı 100 bin kişi aşılandığında 5 bin kişi COVID19 enfeksiyonu geçirecek anlamına gelirdi ama böyle bir durum yok. Bu oran aslında tam aşılı bir bireyin COVID19 virüsü ile karşılaştığında yüzde 95 olasılıkla hasta olmayacağı anlamına geliyor. Yani aşı olmadığı durumda 100 bin kişide bin COVID19 vakası olacaktı diyelim. Bu 100 bin kişinin hepsi aşılandığında bu sefer bin değil de 50 kişinin COVID19’a yakalanması bekleniyor. Tüm aşı çalışmaları bu şekilde yürütülüyor ve etkinlik oranları bu şekilde hesaplanıyor. 

Peki yürütülen bu çalışmaların arasındaki farklar neler? Aslında birçok fark var. Örneğin çalışmaların yapıldığı yer ve zaman çok önemli bir farklılık. Vox’un videosunda bahsedildiği gibi Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının çalışmalarının yapıldığı Ağustos – Kasım 2020 döneminde ABD’de günde 100 binde 20 kişinin altında yeni COVID19 vakası oluyordu.

J&J aşısı çalışması ise Pfizer/BioNTech ve Moderna aşı çalışmaları sona ermeye yakınken başladı. Bu aşının çalışmaları Ekim 2020-Ocak 2021 aralığında yapılırken ABD’de günde 100 binde 40 kişinin üstünde yeni COVID19 vakası oluyordu, hatta Ocak 2021’de bu sayı 100 binde 80’e kadar ulaşmıştı. Yani Pfizer/BioNTech ve Moderna aşı çalışmaları zamanına kıyasla J&J aşısı çalışmaları sırasında ABD’de her gün iki ila dört kat yeni COVID19 vakası oluyordu.

J&J aşısının Güney Afrika ve Brezilya’daki çalışmaları da aynı zaman aralığında yapıldı. Güney Afrika’da ortaya çıkan ‘B.1.351’ ve Brezilya’daki ‘P.2’ varyantları ilk olarak Ekim-Kasım 2020 döneminde tespit edildi ve bu varyantlar hızlı bir şekilde bu ülkelerdeki baskın varyantlar haline geldi.

Örneğin J&J aşısının Güney Afrika’daki çalışmasında tespit edilen COVID19 vakalarının yüzde 67’sinde B.1.351 varyantı tespit edildi. Yani J&J aşısına ait çalışmalar hem ABD’de virüs yükünün daha fazla olduğu (yani insanların daha çok virüsle karşılaşarak hasta olma ihtimalinin daha yüksek olduğu), hem de yeni varyantların çoğalmaya başladığı bir dönemde yapılmış oldu. Çalışmalardaki bu farklılıklar J&J aşısının Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarına göre neden daha düşük etkinlikte bulunduğuna dair açıklamalar arasında yer alabilecek nitelikte.

Peki karşılaştırma yaparken dikkate alınacak bu kadar çok faktör varsa, iki aşıdan hangisinin etkinliğinin daha yüksek olduğu sonucuna nasıl varacağız? İki aşının etkinliğinin doğru bir şekilde karşılaştırılabilmesi için iki aşının da aynı çalışmada, aynı katılımcı kriteriyle, aynı yerde ve aynı zaman aralığında çalışılması gerekir. Başka bir ifadeyle, aşı çalışmalarının yapıldığı yer, zaman ve katılan kişiler bakımından farklı olduğu düşünülürse bugünkü aşı araştırmalarında ulaşılan değerler birbirleriyle karşılaştırılamaz. 

Tüm bunların yanında aşıdan toplumsal düzeyde ne beklendiği de çok önemli. Bilindiği üzere COVID19 hastalığı hiçbir semptom/bulgu olmadan veya çok belirsiz bazı semptomlarla geçirilebildiği gibi hastane yatışına hatta ölüme kadar değişen ağır tablolara yol açabiliyor. Aşı etkinliği değerlerine bakmak bize sadece o aşının bir kişideki hastalığı önleme oranlarıyla ilgili bilgi veriyor.

Hatta bazı aşı çalışmaları semptomatik hastalığı önleme oranlarına bakarken bazıları ise semptomatik olmayan hastalığı da önleme oranlarına bakabiliyor. Aslında temel olarak aşılardan beklenti insanların hiç hasta olmaması değil, insanların hastaneye yatış gerektirecek ciddiyete varan semptomlarını önlemek. Yani hastalığın en kötü ihtimalle basit bir grip gibi atlatılması ve hastanelerin COVID19 hastaları sebebiyle kapasitelerinin aşılmaması bir aşı için toplumsal düzeyde ciddi bir başarı anlamına geliyor.

Örneğin Pfizer/BioNTech, Moderna ve J&J çalışmalarındaki katılımcılardan hiçbiri hayatını kaybetmedi veya hastaneye yatış gerektirmedi.7,8 Detroit Belediye Başkanı Mike Duggan da bu sebeplerle başta reddettiği Johnson&Johnson aşılarını sonrasında almayı kabul etti. Aşı çalışmaları ise yeni varyantların ortaya çıkması ve çoğaldığı bir ortamda devam ediyor.

Ülkemizde uygulanan Sinovac aşısının çalışmaları da farklı zaman aralığında farklı yerlerde yapıldı ve çalışmalarda farklı aşı etkinliği oranları bildirildi.9 En son DSÖ, Sinovac aşısının etkinliğini değerlendirdi ve ikinci aşı dozundan 14 gün sonra semptomatik COVID19 enfeksiyonunu önlemede yüzde 67, hastane yatışlarını önlemede yüzde 85, yoğun bakım yatışlarını önlemede yüzde 89 ve hastalığın ölümle sonuçlanmasını önlemede yüzde 80 etkili olduğunu açıkladı.9

Sinovac aşı etkinliği hakkında da J&J örneğinde anlatıldığı gibi diğer aşılarla aynı çalışmada değerlendirilmediği sürece diğer aşılardan daha kötüdür veya daha iyidir şeklinde yorum yapmak doğru değil. Ancak şu ana kadar açıklanan veriler değerlendirildiğinde ve bir aşıdan beklentimiz göz önünde bulundurulduğunda, toplum yeterince hızlı bir şekilde aşılanabilirse Sinovac aşısının da toplumsal bağışıklığı sağlamada ve hastane yatışlarını azaltmada etkili olacağı düşünülüyor.

Sinovac bir inaktif aşı ve Pfizer/BioNTech gibi mRNA aşılarına kıyasla kabaca söylemek gerekirse aşılama sonrası daha az yan etki görüldüğü ama daha az antikor yanıtı oluşturduğu biliniyor. Yeni varyantların ortaya çıkması sonucu süren tartışmalar arasında aşıların varyantlara karşı koruyuculuk düzeylerinin ne olduğu ve üçüncü bir hatırlatma dozunun gerekip gerekmediği gibi konular var.

Koruyuculuk düzeyleri ve hatırlatma dozuna ihtiyaç olup olmayacağı bilimsel çalışmalarla ve DSÖ gibi kurumların önerisiyle değerlendirilebilir. O zamana kadar bireylerin yapabileceği en iyi şey ulaşabildiği bir aşıyla aşılanmaktır. Devletlerin yapabileceği en iyi şey ise toplumun en hızlı şekilde aşılanmasını sağlamaktır.

*İntörn Dr., Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi

TRT Haber – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapıyor.

TRT Haber - Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapıyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklama yapıyor.

Anneler, bu özel günde hediye olarak evlatlarını istiyor.

Diyarbakır anneleri bu seneki #AnnelerGünü‘ne de buruk girdi.

“Üşümesin diye” battaniyeye sardılar.

Ekipler, 40 metrelik dere yatağına düşen ineğin kurtulması için seferber oldu.

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/dere-yatagina-dusen-inek-3-saat-calisma-sonunda-kurtarildi-579392.html

Bayramların vazgeçilmez tatlısı baklava, en çok tercih edilen olma özelliğini internette de koruyor.

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/bu-yil-baklava-siparisleri-internetten-veriliyor-579397.html

Çatılar uçtu, araçlar ezildi, ağaçlar devrildi, cami minareleri yıkıldı.

Fırtına, yurdun iç kesimindeki birçok ilde yıkıma neden oldu.

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/firtina-ic-kesimleri-yikti-gecti-579389.html

İsrail polisi işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şam Kapısı’nda toplanan Filistinlilere saldırıyor. Bölgedeki son duruma dair ayrıntılar TRT Haber’de.

İsrail polisi işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şam Kapısı’nda toplanan Filistinlilere ses bombalarıyla müdahale ediyor.

“Kahraman komandolarımız, başarıyla devam eden Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım operasyonları ile teröristlerin inlerine tek tek giriyor. Tespit edilen sığınak, mühimmat ve silahlar kullanılamaz hâle getiriliyor”

Açıklama, Milli Savunma Bakanlığı’ndan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır Anneleri ile yaptığı iftar sonrası konuşma yapıyor.

Referans :
www.diken.com.tr
www.facebook.com

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button