News

Korona Nesli ve Yarın

Emre Erdoğan

Read writing from Emre Erdoğan on Medium. Political Scientist, Football Lover, Galatasaray Fan. Every day, Emre Erdoğan and thousands of other voices read, write, and share important stories on Medium.

Emre Erdoğan

Jun 12, 2019

Futbolun beyzbol, Amerikan futbolu, basketbol gibi sporlarda kullanılan türden “istatistiksel büyücülüğe” açık olmadığını öne sürenlerin en önemli savı oyunun doğasının diğer oyunlardan farklı olduğu. Ancak istatistik sever futbol meraklıları için durum bu kadar karamsar değil. Benim de dâhil olduğum bu iyimserlere göre bir ortamın daha karmaşık olması, onun istatistiksel araçlarla analiz edilemez hale getirmez, sadece daha iyi araçlara ve daha iyi yöntemlere ihtiyacınız olduğunu gösterir.

Hayat her sokağın belirli bir caddeye çıktığı iyi düzenlenmiş, dikkatle çizilmiş bir 20. Yüzyıl kentinden çok; eski günlerin izlerini taşıyan, yıpranmış binalarla dolu ve sokaklarla caddelerin iç içe geçtiği bir Akdeniz şehrine benzer. Bu şehrin…

Read more · 11 min read

Korona salgını gazeteleri de vurdu

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının duyurulduğu 11 Mart’tan bu yana gazete tirajları yüzde 25 düştü. Salgında matbaa işçileri risk altında çalışırken reklam geliri ve satışları azalan gazeteler ayakta kalmaya çalışıyor.

Korona salgını gazeteleri de vurdu

Koronavirüs salgını hayatın her alanında etkisini gösteriyor. Salgın günleri insanların öncelikli ihtiyaçlarını da baştan aşağı değiştirdi. Gıda, gıda-perakende, e-ticaret ve kargo sektörleri yoğun bir çalışma temposuna girerken bazı sektörlerde maddi kayıplar hızla artıyor.

Koronavirüsün yarattığı sonuçlardan ciddi derecede olumsuz etkilenen sektörlerden biri de yazılı basın. Virüsle ilgili doğru bilgilere ulaşmak için ciddi haber portalları, gazeteler ve dergilerin önemi giderek artıyor.

Ancak yine virüs nedeniyle her gün bayiden gazete alanların sayısı azalıyor. Matbaa işçileri ve gazeteciler çalışmaya devam ederken, gazete tirajları düşüyor.

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının duyurulduğu 11 Mart’tan bu yana gazete tirajlarının dörtte biri eridi. Türkiye’nin en yüksek tirajlı gazetesi Sözcü’nün satışları da aynı oranda düştü.

Spor gazetelerinde yüzde 75 düşüş

DW Türkçe’ye konuşan Sözcü Gazetesi Satış Dağıtım Direktörü Bilal Ak, siyasi gazetelerde tiraj kaybının yüzde 20-25 civarında olduğunu, spor gazetelerinde ise bu kaybın yüzde 75’leri bulduğunu söylüyor.

Bu kaybın birkaç ana nedeni olduğuna işaret eden Ak, “Birinci neden, her ne kadar Dünya Sağlık Örgütü bu konuda bir açıklama yapıp gazete kağıdıyla virüsün bulaşma olasılığının çok düşük olduğunu belirtmiş olsa da insanlar her şeye olduğu gibi gazete kağıdına da dokunmaya korktular. Virüs bulaşır korkusuyla gazete almadılar” diyor. 

Gazete yönetiminin bu konuda insanları rahatlatmak ve önlem almak için gazete dışına boş bir koruma sayfasını eklediğini ifade eden Ak, satışlardaki düşüşün diğer nedeninin ise 65 yaş üstüne uygulanan sokağa çıkma yasağı olduğunu belirtiyor. Bilal Ak, “Geneli orta yaş üstü olan basılı gazete okurunun önemli bir bölümünü oluşturan 65 yaş üstü, evlerinden çıkamadığı için bu gazetelere ulaşamadılar. Dolayısıyla bu satış kaybı gazetelere yansıdı. Yine aynı şekilde gönüllü olarak evlerinde kendilerini izole eden vatandaşlar da vardı. Bunlar da temel ihtiyaçları dışında evlerinden çıkmamayı tercih ettiler, gazete almadılar. Bu da gazetelerin satış kaybında en önemli nedenlerden biri oldu” diye konuşuyor. 

Gazete ve kitap satan kitabevi, market, büfelerin kapanması da gazete satışlarına düşüş olarak yansıdı. Ak, bu satış yerlerinin sayısının toplamda 1500’ü bulduğunu söylüyor.

Öte yandan spor karşılaşmaları, sanat etkinlikleri, fuarlar ve konferansların ertelenmesinin yanı sıra birçok sektörde hayatın durması gazetelerin reklam gelirlerini olumsuz etkiledi.

Hafta sonu getirilen sokağı çıkma yasağı ise zaten tiraj ve reklam sıkıntısı yaşayan gazetelerin maliyetini daha da katladı. Gazete satan bakkal, market ve büfelerin kapalı olması sebebiyle dağıtım firmaları gazeteleri dağıtamadılar, okuyucuyla buluşturamadılar. Cuma günü basılan yüz binlerce gazete bayilere ulaşamadı ve geri dönüşüme gitmek zorunda kaldı.

Sokağa çıkma yasağının etkisi

Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet gazeteleri cumartesi ve pazar günü e-gazeteyi ücretsiz olarak okuyucularına sundu.

Fatih Polat

DW Türkçe’ye konuşan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, salgın döneminde insanlar haklı olarak evlerinde kaldığı için çoğunlukla okura ulaşmayan gazetelerin basıldığını söylüyor. Ancak Polat’a göre sokağa çıkma yasağı ilan edildiği süreçte tamamen okura ulaşmayan gazeteler basılmış oldu. Polat, bunun gazeteler için ciddi bir maliyet olduğunu vurguluyor.

Sözcü gazetesi de hafta sonu dağıtım maliyetini üstlenerek okurlarına gazete ulaştırmaya çalıştı. Sokağa çıkma yasağı kararının duyurulmasının ardından okurlarından binlerce telefon aldıklarını ifade eden Bilal Ak, “Biz de bunu nasıl ulaştırırız diye düşündük ve birtakım organizasyonlar yaptık. Sokağa çıkma yasağında evlere ekmek, su dağıtan belediyelere bu gazeteleri ücretsiz olarak ulaştırdık. Onlar da talep edenlere ekmeğin, suyun yanında Sözcü gazetesini de verdiler. Diğer yandan İstanbul’da 400 civarı halk ekmek büfesine kendi araçlarımızla gece yarısı gazeteleri bıraktık ve oraya sabah ekmek almaya giden vatandaşlar gazetemizi bu noktalardan ücretsiz olarak temin edebildiler” diyor.

Basın İlan Kurumu’nun BirGün ve Evrensel’e ilan ve reklam vermeyi durdurması üzerine kampanya başlatıldı. (05.02.2020)

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı aralarında Evrensel, BirGün ve Cumhuriyet çalışanlarının da bulunduğu çok sayıda gazetecinin sarı basın kartını iptal etti. Gazetecilere iptal gerekçesi hakkında bilgi verilmedi. (24.01.2020)

Bazı haber kanalları ve sosyal medyada bu durumun çarpıtıldığını söyleyen Ak, dağıtım için belediyelerden hiçbir ücret alınmadığını altını çiziyor: “Baskı maliyeti yüz binlerce lirayı, satış bedeli yarım milyon lirayı bulan bu gazetelerin tamamının bedeli Sözcü gazetesi tarafından ödenmiştir. Hiçbir belediye, kurum ya da kuruluştan tek bir kuruş kabul edilmemiştir ve alınmamıştır.”

Peki, gazeteler bu çıkmazdan nasıl kurtulabilir? Bu konuda Basın İlan Kurumu’nun bir karar alması gerektiğine işaret eden Fatih Polat, matbaa işçilerinin durumuna dikkat çekiyor. “Bizler evlerden gazete yapıyoruz ama matbaa işçileri her gün risk altında çalışıyor” diyen Polat, e-gazetenin çözüm olarak düşünülmesi gerektiği görüşünde.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’na göre de haber almanın çok önemli olduğu böylesi bir dönemde gazetelerin ayakta kalmasını sağlayacak ciddi bir destek sunulmuyor.

‘Alınan önlemler yetersiz’

Gökhan Durmuş

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, koronavirüsle mücadele kapsamında medya sektöründe önlemler alındığını, birçok gazetecinin evden çalışma sistemine geçtiğini ancak halen basılı gazetelerin bayilere ulaştırılmaya çalışıldığını söylüyor.

DW Türkçe’ye konuşan Durmuş, sokağa çıkma yasağı kararının plansız bir şekilde alındığını ve bu nedenle gazetelerin ciddi zarara uğradığını belirtiyor. Basın İlan Kurumu’nun çok küçük de olsa tedbirler aldığını ancak bunun yeterli olmadığını vurgulayan Durmuş, “İnsanların sokağa çıkmamasının teşvik edildiği günlerde bayilere gazetelerin gitmesi çok gereksiz. Çünkü satılmıyor. Gazetelerde ciddi bir tiraj kaybı var. Böyle bir dönemde Basın İlan Kurumu’nun hızla şu kararı alması gerektiğini düşünüyoruz: Tüm gazetelere verdiği resmi ilan desteğinin devam etmesi ve gazetelerin online olarak yayın hayatını sürdürmesi gerekiyor. Böylelikle hem gereksiz yere kağıt israfının önüne geçmiş oluruz hem de matbaalarda çalışan işçileri de koronavirüse karşı korumuş oluruz” diyor.

Gazetecilere göre koronavirüs günlerinde salgından olumsuz etkilenen her sektör gibi yazılı basın için de önlem alınmalı.

Pelin Ünker

© Deutsche Welle Türkçe

Olaylar Ve Görüşler : Hacamat Koronada İşe Yarar mı? – Prof. Dr. Üstün DÖKMEN

Olaylar Ve Görüşler : Hacamat Korona’da İşe Yarar mı? – Prof. Dr. Üstün DÖKMEN

Olaylar Ve Görüşler : Hacamat Koronada İşe Yarar mı? - Prof. Dr. Üstün DÖKMEN

Yaramaz. Eğer yarasaydı Bilim Kurulumuz şimdi dünyayahacamatın faziletlerini anlatıyor olurdu.

Hekim değilim ancak olaya biliminsanı gözlüğüyle bakıldığında, hacamatla, sülükle tedavinin ve KurtuluşErtuğrul, Uyanış Selçuklu türünden dizilerin birer toplumu uyutma ve geriyegötürme projesi olduğu düşünülebilir.

HACAMAT HACET GİDERİR Mİ?

Gidermez. Hacamat ve sülük topluma,Geleneksel Türk Tıbbı’nın mucizevi bir tedavi yöntemi olarak sunuldu.  Sağlık Bakanlığımızda

Hacamat Daire Başkanlığı var; bazı klinikler kapılarına,‘Sülükle tedavimiz vardır’ diye yazdılar. Bazı özel hastanelerde HacamatGünleri düzenleniyor. Eski bir başbakanımızın hekim olan eşi UluslararasıHacamat Sempozyumu düzenledi. Ancak o sempozyuma katılan yabancı biliminsanlarından, “Hacamat ilginç bir konuymuş” diyerek hacamatı bilimsel olarakaraştıran kişi çıkmadı.  

Bugünuluslararası hakemli tıp dergilerinde hacamatın her derde deva olduğunu ortayakoyan bilimsel makaleler bulamazsınız. Hacamat artık nostaljik bir kültürelögedir.

Bazı kişilerhacamatın dinsel bir anlam taşıdığını zannediyorlar. Oysa hacamat tek tanrılıdinlerden çok önce ortaya atılmış bir tedavi arayışıdır. Kutsal kitaplarhacamatı salık vermez. Binlerce yıl öncenin hekimleri, modern tıbbın araçlarıve ilaçları yokken hacamattan, sülükten medet ummuşlardı.

Bugün ülkemizindünya tıbbına tek hediyesi hacamat mı? İki Türk doktoru koronanın aşısını,üçüncüsü de ilacını buldu. Bizim dünyaya hediyemiz budur. BİZİ, ÇAĞDAŞ BİLİMİNIŞIĞINI İLERİYE GÖTÜREN TÜRK DOKTORLARINA EMANET EDİNİZ. Atatürk, “Beni Türkdoktorlarına emanet ediniz” sözünü belki söylemiştir, belki söylememiştir. Hayattaolsa şimdi söylerdi. Bugün bütün dünya, doktorlara, özellikle Türk doktorlarınaemanettir.  

ALTERNATİF TIP

Ünlü bir sözdeyarı ciddi yarı şaka şöyle deniyor: “Asker olmayı isteyip olamayan casus,sanatçı olmak isteyip olamayan ise eleştirmen olur.” Bazılarına göre deastronomiyi beceremeyen astrolojiyle ilgilenir, tarihçi olamayan da tarihiroman yazarmış. Bence de tıp eğitimi alıp diplomalı hekim olamayanlar,  “Hiç olmazsa bu olsun” diye alternatif tıbbayöneliyorlar. Hastalarına otlar veriyorlar meselâ.

“Ottur, zararı yoktur” mantığıbilimsel açıdan anlamlı değildir. Bir hekim bir ilaç verdiğinde onunla negatifetkileşime girecek ikinci ilacı vermez. Fakat bir şifacı otlar ve ilaçlararasındaki negatif etkileşimleri bilmez; hekimin verdiği ilacın yanı sıra birde ot kaynatıp içerseniz aldığınız ilaç etkisini kaybedebilir.

Tıp, yapısından ötürü ne yazık ki dünyada,diplomasızlara açık bir meslek olmuştur. Alternatif mühendislik yoktur. Olamaz.Ancak alternatif tıp vardır.

Alternatifçiler bazen acıklı bazen dekomik öneriler ortaya koyarlar. Türk Hava Yolları Dergisi’nin eski sayılarındanbirisinde, müzik terapiden söz edilirken Zengule Makamı’nın menenjiti tedaviettiği ileri sürülmüştü. Bu arada lütfen, sarı battaniyenin de sarılığa tedaviettiğini unutmayınız! (Şaka tabii.)

ÜNİVERSİTELERİMİZCEHALET YUVASI MI?   

Ne yazık ki toplumdaki geriye dönüşhevesine bazı akademisyenler de komik üsluplarla çanak tutmaktadırlar. Birprofesör, “Ben vatandaşın cahilini severim”, bir doçent, “Hz. Nuh ceptelefonuyla arayıp oğlunu imana davet etti” dedi. Bir başka profesör, “Google’ıSultan Abdülhamit keşfetti” dedi ve “Üniversiteler fuhuş yuvasıdır” diye ekledi.Ben üniversitede yıllarca öğretim üyesi olarak çalıştım. Üniversitelerimizinfuhuş yuvası olmadığından eminin ancak bazı üniversitelerimizin bir cahilyuvası olmadığından emin değilim.

AVM’leri, plajları açık ama okullarıkapalı olan ülkem şimdilik bir nesli kaybetti. Cahil vatandaşlar olma yolundahızla ilerliyoruz.  

referans :
medium.com
www.dw.com
www.cumhuriyet.com.tr

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button