News

Bu yöntemi kimse bilmiyor! Hemen çözülüyor

Koronada bildiklerinizi unutun! – NetGaste

Koronavirüs’ten korunmak için maske takma zorunluluğu, dışarıda maske takmanın gerekliliği, ağızdan çıkan mikrobun tesiri, poşetten virüs bulaşır mı, virüs nası…

Koronada bildiklerinizi unutun! - NetGaste

Uzun yıllar Sakarya Doğum ve Çocuk Hastanesi Başhekimliği, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı görevinde bulunan ve halen Serdivan MEDAR Hastanesi’nde çalışmakta olan,

Ağabeyim 

Dr. Aydın Sarı ziyaretime geldi.

Oradan buradan konuştuk.

Konu, koronaya geldi.

Hemen:

‘Sana bir arkadaşımı dinleteceğim yorumu sen yap’ dedi ve

Elazığ Fırat Üniversitesi Mikrobiyoloji’nin Viroloji Bölümünden

Eski Elazığ Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri olan,

Prof. Dr. Adnan Seyrek’i telefonla aradı.

Kendisi, Koronavirüs uzmanı.

Süreci, neler olduğunu, neler olacağını öyle güzel özetledi ki,

Doğru bildiğimiz yanlışlar,

Yanlış bildiğimiz doğruları bizimle paylaştı.

Bu yazıyı kesinlikle okumalısınız!

Okumakla yetinmemeli, 

Paylaşmalı ve tüm dostlarınızın, sevdiklerinizin okumasını sağlamalısınız!

İnanın,

Çok şaşıracağınız bilgiler yer alacak.

Çünkü ben birkaç kişiden daha bu ve buna benzer çıkışlara şahit oldum.

Covid-19 hedef gösterilerek insanlara açık havada maske zorunluluğu getirenler,

Covid-19 sonrası insanların başka hastalıklarla yüzleşmesine neden olacaklarını düşünüyorlar mı?

Bilemiyorum,

Uzman değilim.

Ama ortada ciddi yanlışlar olduğu muhakkak.

Bakın, AB ülkeleri Fransa, Almanya, Hollanda’ya,

Açık havada maske zorunluluğu yok.

Ama kapalı ortamlarda da tam aksine var.

Peki ya bizde?

Neredeyse evimizde maske taktıracaklar.

Aldığımız nefesi soluyoruz,

Bunu bilmiyorlar mı?

Her neyse

Biz konumuza dönelim.

İşi uzmanından öğrenelim.

Yüzyıllardan buyana gelen virüslerin, enfeksiyonların bir benzeridir korona.

Ancak bu korona, belli merkezler ve medya tarafından öyle anlatılıyor ki insanlara,

“Sen pozitifsin” dediğinde, adamın dizlerinin bağı çözülüyor, adeta yıkılıyor. 

Korona’da moral en önemli faktördür. 

Öyle ki, korona hastasına, ‘Kanser oldun’ dense, belki bu kadar yıkılmayacak. 

İnsanlarımız kalp veya kanser hastalığını ölüme eş tutmuyor, 

Ama koronayı ölüme eş tutuyor.

Koronanın bulaşmasını kimse engelleyemez.

Yüzyıllardır bu virüsler bulaşmıştır ve belli bir sayıya ulaşana kadar kim ne yaparsa yapsın bulaşacaktır.

Korona yüzde 60-70 bulaşmalı,

Aksi takdirde bitmez.

Bütün Dünya ‘Maske tak, Maske tak’ diye bağırıyor.

İnsan oksijeni dışarıdan alır, ciğerlerdeki karbondioksidi dışarı veriyor.

Ama maskeyle ne oluyor?

Dışarı atamadığın karbondioksidi geri alıyorsun. 

Kanda oksijen azalıyor.

Kandaki oksijenin azalması, hastalarda olumsuz etki yapar.

Ayrıca bu sıcak havada nemli bir ortam oluşturduğu için, diğer bakterilere uygun üreme ortamı sağlamış olur. 

Yani, şuanda maske tedbirinin riskli insanlar için önemli olduğunu düşünüyorum.

Riskli insanlar maske takabilir. Ona bir şey demiyorum ben.

Ama riskli olmayan insanlara maske taktırmanın hastalıkla alakası yok. 

Maske takmak bu virüsü asla geçirmez, geçiremez.

Tüm insanlar maske takmış olmalarına rağmen ortalık virüsten geçilmiyor.

Neden peki?

Çünkü bu virüs bulaşacak.

Kimsenin bundan kaçarı yok.

Maske doğru bir şekilde kullanılmıyor.

Bu virüste aslında çok da yapacak bir şey yok.

Girip için ne yapıyorduk?

İstirahat edeceksin, bol su tüketecek, ağrı kesici, ateş düşürücü alacaksın, oturup kalkmana dikkat edeceksin, hepsi bu!

Gripte ne yapıyorsak, koronada da yapılması gereken bu.

Koronanın bulaşabileceği en yoğun ortamlar

Kapalı ortamlar,

Ama tekrar ediyorum, korona insanlara bulaşmalı, bulaşmadan asla ve kata bitmez, bitmeyecek…

Şuan yetkililer, ülkemizde yüzde 10 bile olmadığımızı söylüyor.

Ama ben aynı kanaatte değilim tabi.

Zaten başta da demiş olduğum gibi virüs yüzde 60-70’leri bulmadan bizim bundan kurtulma şansımız yok…

Bu, tüm Dünya’da da böyledir.

Ben doktor olarak son 4-5 ay içinde enfeksiyon geçirdiğime ve hatta

Yüzde 99’da koronayı geçirdiğime inanıyorum.

Olması gereken de budur.

Koronayı yazın geçirirseniz, kışın rahat ederseniz,

Gripte de öyle değil midir?

Grip de, korona da kışın daha ağır seyreder. O nedenle insanlara bulaşmasına izin vermek lazım.

Şuan benim görev yaptığım hastanede yatan hastalarımızın yarıya yakınının testi negatif.

Sadece hastanın öksürüğü var, ağrısı var, ateşi var diye hastanede yatıyor.

Ortada dolaşan çok yanlış bilgiler var.

Bunları düzeltme şansımız hiç yok zaten.

Dünya geneli için konuşuyorum.

Şu bir gerçek, dünya genelinde oynanan bir oyun var. Bu sadece ülkemiz için geçerli değil.

Bizim burada yapılan yanlışlar,

Amerika’da da, Avrupa ülkelerinde de yapılıyor maalesef!

Bu işin doğrusunu bilen bilim adamları yerine, maalesef istenileni konuşacak kişiler tercih ediliyor!

Şuan bu konuda da Baronların dediği oluyor.

Gripte ne görülüyorsa, koronada da o oluyor.

Korona gripten daha ağır bir hastalık değil!

Peki neler yapılmalı?

Adnan Seyrek Hoca, 

Koronavirüsten korunmanın yolları ile ilgili de yaptığı bilgilendirmelerde şu ifadelere yer verdi:

Mutlaka ve mutlaka her bir kişi ile tokalaştığımızda, 

Temas kurduğumuzda elimizi sabunlu su ile yıkamalıyız!

Sabunlu su ile yıkanan elde asla virüs kalmaz.

Bu eylem,

Hem grip hem de koronavirüsünü duman ediyor.

İnsanların kullandığı antiseptik, (Dezenfektan) ilaçlarının çok zararları var. 

İnsanları buna yönlendirmek sakıncalı.

En güzel arınma ve temizlenme yöntemi, elimizi ve yüzümüzü sık sık sabunla yıkamak olacaktır.

İleride maazallah gençlerde, çocuklarda, yaşlılarda bu nedenle farklı hastalıklar  meydana gelebilir.

En doğrusu sabun,

Çünkü dezenfektanlar, vücutta kimyevi maddeler birikmesine sebebiyet veriyor.

Ateşimiz oldu, boğaz ağrımız oldu, halsizlik, kırgınlık geldi, bir hastalık tablosu oluştu.

Hemen bir ağrı kesici alın, istirahatınızı yapın, bol sıvı tüketin. 

Normal beslenmenize dikkat edin. Burada uyku ve istirahat çok önemlidir. 

Düzenli uyku ve istirahat tüm virüslerde en etkili eylemdir.

Virüs ağızdan tükürükle çıkar, yere düşer ve yere düştüğü anda o virüsün bir aktivitesi yoktur. 

Virüs ağızdan çıktığı anda, saniyeler içinde aktivitesini kaybeder.

Tabii ki sarmaş dolaş olursan, yüz yüze konuşur ve bu süreç uzun olursa, karşı tarafın ağzından çıkan tükürük diğerinin ağzına girerse oradan bulaşır.

Ama bu virüsün daha çok ağızdan değil, ellerden bulaştığı görülüyor.

Poşet üzerinde canlı virüs kalmaz.

Tüm hadise tokalaşma ve yakın temasla oluyor.

İnsan tokalaştığında, biriyle temas kurduğunda ellerini yüzüne, ağzına ve buruna götürmemeli!

Virüs, ellerde 15-20 dakika kalabiliyor. 

Ellerimizle hiçbir temas kurmadan hemen sabun ve bol suyla yıkarsan, virüs olsa bile akar gider ve etkisi kalmaz. 

2021 Nisan sonrası biter

Koronavirüs illetinin 2021 Nisan sonrası aktivitesini kaybederek yok olacağına inanıyorum.

Yüzyıllardır bu böyle oldu.

Maske ile şunla bunla bu işi uzatmak doğru değil. Virüs sürekli bulaşıyor.

Sadece maske odaklı değil, def’aten söylemiş olduğum gibi temizlik, hijyen ile bunu atlatmak mümkün.

Kıymetli hocama, 

Bu bilgi paylaşımları için ve bizleri aydınlattığı için teşekkür ederek, sohbeti sonlandırıyoruz.

Umarım faydalı bir paylaşım yapmışızdır.

Sağlıcakla kalın.

Öyle tedaviler vardır ki 

Hastalığın kendisinden 

Daha kötüdür. 

Publilius Cyrus

 

Zihinsel modeller: Akıllı insanlar kimsenin çözemediği problemleri nasıl çözüyor? – Uplifers

Richard Feynman 1965 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı. O dönemlerde, tüm zamanların en büyük fizikçilerinden biri olarak görülüyordu. Lisans

Zihinsel modeller: Akıllı insanlar kimsenin çözemediği problemleri nasıl çözüyor? - Uplifers

Richard Feynman 1965 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştı. O dönemlerde, tüm zamanların en büyük fizikçilerinden biri olarak görülüyordu.

Lisans eğitimini MIT’de alan ve doktorasını da Princeton Üniversitesi’nde yapan Feynman, o yıllarda hemen hemen tüm üniversitelerin matematik bölümlerine olan ilgisiyle ve en parlak matematik öğrencilerinin bile çözemediği problemleri çözmesiyle ünlenmişti. Feynman bunu nasıl yapabildiğini, kendi kitabında şöyle anlatmıştı:

“Birgün lise öğretmenim Mr. Brader dersten sonra okulda kalmamı söylemişti. Sonra da ‘Feynman, çok fazla konuşuyorsun ve çok ses yapıyorsun. Nedenini biliyorum; çok sıkılıyorsun. Bu yüzden sana bir kitap vereceğim. Arkaya otur ve bu kitabı incele. Bu kitaptaki her şeyi öğrendiğinde, yine konuşmaya devam edebilirsin’ demişti.

Ben de fizik derslerinde Pascal’in neler söylediğiyle veya derste işlenen konularla hiç ilgilenmedim. En arkada bu kitapla ilgileniyordum. Woods tarafından yazılmış Advanced Calculus’tü ismi. Fonksiyonlar, belirsiz sayılar, eliptik fonksiyonlar ve daha bir sürü muhteşem şey karşımdaydı.

Bu kitap aynı zamanda integral simgesi altındaki bazı parametreleri nasıl değiştirebileceğimi bana öğretmişti. Bu, birçok üniversitede gösterilmeyen bir şeydi. MIT’deki veya Princeton’daki öğrenciler bazı integral sorularını çözemiyordu çünkü problemi standart metotlarla çözmeye çalışıyorlardı. Ben ise integrali diferansiyel denklemde deniyordum ve bazen işe yarıyordu. Böylelikle integral sorularını çözmek konusundaki ünüm arttı.”

Bu konuyla ilgili “Beyin fırtınası: Tartışma becerilerini kullanarak problem çözme ve fikir oluşturma tekniği” başlıklı yazımıza gözatabilirsiniz.

Zihinsel model aslında dünyaya bakma şeklidir. En basit haliyle, zihinsel model düşünmek için kullandığınız bir dizi aracı ifade eder. Her bir zihinsel model başka bir çerçeve sunar, böylelikle dünyaya veya belli bir probleme bu çerçeveden bakabilirsiniz. Feynman’ın stratejisi de kendi entelektüel sandığında tuttuğu benzersiz bir zihinsel modeldi. Aslında Feynman matematik doktorası yapan diğer öğrencilerden daha zeki değildi, sadece problemi farklı bir açıdan görüyordu.

Bu konuyla ilgili “Var olan problemleri görmezden gelmenin psikolojik etkileri ve çözüm önerileri” başlıklı yazımıza da gözatabilirsiniz.

Aynı soruna yaklaşmak için ne kadar fazla bakış açısı varsa elinizde, zihinsel modelleriniz de o kadar gelişmiş olur. Örneğin zamanınızı nasıl düzenlemeniz gerektiğini bilmiyorsanız, elinizdeki birkaç zihinsel modelden birini seçip uygulayabilir ve başarıya ulaşabilirsiniz.

Abraham Kaplan “The Conduct of Inquiry” isimli kitabında “araç kuralı” adını verdiği bir konseptten bahsediyor ve bunu şöyle açıklıyor:

“Ufacık bir çekici düşünün, yapabileceği her şeyin temeli çakmaya dayanıyor.”

Kaplan’ın araç kuralı, “Eğer bir çekiciniz varsa, her şey çivi gibi görünür” kuralını anımsatıyor. Yani eğer dünyayı görmek için elinizde tek bir çerçeve var ise, karşılaştığınız tüm problemleri bu çerçeveye sığdırmaya meyilli olursunuz. Eğer zihinsel modelleriniz kısıtlıysa, çözüm üretme potansiyeliniz de sınırlı olur.

Yeni zihinsel modeller nasıl geliştirilir?

Herkesin okuduğu kitapları okuyorsanız, bir süre sonra herkesle aynı şekilde düşünmeye başlarsınız. Sınıf arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız veya eşinizle aynı şeyleri okuyorsanız, karşılaştığınız sorunlara onlardan farklı bir çözüm geliştirmeyi beklemeyin. Bu yüzden ya Feynman’ın yaptığı gibi ya herkesin okuduğundan farklı kitaplar okuyun ya da kendi ilgi alanınızın dışındaki kitapları karıştırın. Bir başka deyişle, cevapları aramak için umulmadık yerlere bakın.

Bu konuyla ilgili “Problemlerinize bir de buradan bakın, içinizdeki bilim insanını uyandırın!” başlıklı yazımıza gözatabilirsiniz.

Yeni bir kitap okurken veya birini dinlerken, edindiğiniz yeni bilgilerin daha önceki bilgilerinizle ilişkili olabileceği alanları not edin. Birçoğumuz, edindiğimiz bilgileri ayrı ayrı silolar olarak görmeye meyilliyiz. Bu genelde öğretmenlerin kullandığı bir yöntem. Oysa gerçek hayatta bilgiler birbirinden ayrı unsurlar değil. Benzer şekilde dışarıdan alınan zihinsel modeller, asıl ilgi alanınız olan konularda derinleşmenizi de sağlar.

Kaynak:Lifehack

referans :
www.netgaste.com
www.uplifers.com

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button